YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5092
KARAR NO : 2014/5901
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
Güveni kötüye kullanma suçundan sanık … hakkında , 5237 sayılı TCK’ nın 155/2 62/1, 52/2-4 maddeleri gereğince 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.04.2011 tarihli ve 2009/976 esas, 2011/328 sayılı karar lehine vaki temyiz istemi üzerine düzeltilerek onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2012 tarih ve 2011/238039 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 10.02.2014 tarih ve 2012/8714 Esas, 2014/2227 Karar sayılı kararıyla hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 10.02.2014 tarih ve 2012/8714 esas 2014/2227 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
… Kargo Anonim Şirketinin … Şubesi Acentesi olan katılan 3 G Taşımacılık Limited Şirketinde kurye olarak göre yapan sanığın, olay tarihinde … iletişim Araçları Sanayi ve Ticaret AŞ. adına gelen ve alıcısına götürülmek üzere kendisine teslim edilen paketin içerisindeki 10 adet 250’lik telefon kontör kartlarını ilgilisine teslim etmeyip uhdesinde tutarak başkalarına sattığının iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, olay tarihinde … iletişim Araçları Sanayi ve Ticaret AŞ Adına gelen ve alıcısına götürülmek üzere kendisine teslim edilen paketin içerisindeki 10 adet 250’lik telefon kontör kartlarını ilgilisine teslim etmeyip, kişisel kullanımında harcaması şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği dikkate alınarak sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden TCK’nın 155/2. maddesi kapsamında verilen 6000 TL ve 1000 TL adli para cezalarının toplanmasına karar verilerek neticede; 7000 TL adli para cezasına hükmedilmesi, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayin edilmesi ve ayrıca adli para cezalarının infazını düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/3. maddesinde hükmedilen adli para cezasının ödeme emrinin tebliği üzerine belli süre içinde ödenmesi gerektiğinin açıkça düzenlenmiş olduğu, aynı maddenin 4. ve 11. Fıkralarında ise 18 yaşını doldurmayan kişiler ile ilgili uygulamanın nasıl yapılacağının belirtildiği, somut olayda hakkında yargılama yapılarak mahkumiyetine karar verilen sanığın, 18 yaşından büyük olması karşısında; kararda adli para cezasının infazı gösterilirken uygulama maddesi olarak 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesinin gösterilmesi gerekirken, hataya düşülerek aynı kanunun 106/11 maddesinin belirtilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 155/2, 62, 52/2. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 50 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52/2. maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere
sonuç olarak 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına denilerek ve hüküm fıkrasındaki” para cezalarının toplanarak sanığın 7000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ilişkin kısmın çıkartılarak, yerine, “cezaların ayrı ayrı infaz edilmesine” şeklinde yazılması, hüküm fıkrasından adli para cezasının infazına ilişkin bölümde yer alan “5275 sayılı Kanunun 106/11. maddesi” çıkartılarak yerine, “5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.