Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/6675 E. 2014/11287 K. 05.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6675
KARAR NO : 2014/11287
KARAR TARİHİ : 05.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suç tarihi 05.08.2011 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 2011 olarak yazılmış ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının
gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın, daha önceden tanıdığı ve araç satın almak isteyen katılana yurt dışından uygun fiyatla araba getirerek satabileceğini söyleyip ikna ettiği, bu çerçevede bazı araçlara ait fotoğrafları göstererek 40.000 TL vermesi halinde 2009 model … marka bir aracı getirip teslim edeceği hususunda katılan ile anlaşma yaptığı, akabinde katılan ile sanığın birlikte Gümrük Müsteşarlığına giderek ilgili formu doldurdukları, daha sonra katılanın satın almak istediği aracın bedelini ödemek için İş Bankası Abidinpaşa Şubesinden 40.000 TL kredi çekerek sanığa verdiği, bir müddet sonra sanığın alınacak olan aracın taşıt tanıma sistemi olduğunu söyleyerek katılandan 2000 TL daha aldığı, ancak sanığın yurt dışından getirip teslim edeceğini belirttiği aracı vermediği gibi almış olduğu paraları da katılana iade etmediği, bilahare sanığın davayı geri çekmemesi halinde olacaklardan kendisinin sorumlu olmayacağını belirterek katılanı tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin dosyaya yansıyan telefon görüşmeleri ve mesaj kayıtlarına göre sanığın katılana yönelik tehdit içerikli söz söylemediği, sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesine dayanan beraat kararında; sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, banka kredi işlemlerini gösterir evraklar ve tüm dosya kapsamına göre dolandırıcılık suçunun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
1- Sanık hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-) Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
b- Sanık tarafından, 5237 sayılı TCK ‘nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi suretiyle, katılandan, değişik tarihlerde ayrı ayrı birden fazla kez menfaat temin edilmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.