Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/4544 E. 2009/699 K. 12.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4544
KARAR NO : 2009/699
KARAR TARİHİ : 12.02.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası sayılı bozmaya uyularak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-k.davacılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili gelmedi. Davalı-k.davacılar vekili avukat …. …. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı-k.davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davacı ve karşı davalı yüklenicinin tüm, davalı ve karşı davacı arsa sahiplerinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı-karşı davacı arsa sahiplerince yüklenici aleyhine açılan ve asıl dava ile birleştirilen dosyada, eksik ve ayıplı imalât bedeli; arsa ve kira alacakları talep edilmiş, davacı ve karşı davalı yüklenici tarafından açılan asıl davada ise hakedilen arsa payının tescili istenmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu yüklenicinin eksik, ayıplı ve geç ifası nedeniyle arsa sahipleri lehine alacak oluştuğu belirlenerek tahsiline karar verilmiştir. BK. 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kendi edinimi yerine getirmeden akidi olan arsa sahiplerinden edimlerini yerine getirmesini istemesi mümkün değildir (BK 81 md.). Nitekim hükmüne uyulan Dairemizin 16.11.2006 gün ve 2006/3432-6633 sayılı bozma ilâmının 2. bendinde bu hususa işaret edilerek, yüklenicinin iflas ettiği de dikkate alınarak arsa sahiplerinin alacaklarının ödenmesi şartıyla, yani “birlikte ifa” sureti ile yüklenici lehine
tapu iptâl ve tescile karar verilebileceğine değinilmiştir. Anılan bozma ilâmına karşı ileri sürülen karar düzeltme itirazları reddedilmiş ve mahkemece de bozmaya uyulmuş olmakla arsa sahipleri lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda mahkemece hükmüne uyulan bozma ilâmı gereği, arsa sahipleri lehine hükmedilen tüm alacakların ferileriyle birlikte ödenmesi şartı ile yüklenici lehine tescil kararı verilebileceği gözetilmeden, bozmaya aykırı şekilde yargılama sırasında yükleniciye depo ettirilen miktarın karar kesinleştiğinde ferileriyle birlikte arsa sahiplerine ödenmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bunun yanında mahkemece arsa sahipleri lehine hüküm altına alınan eksik ve ayıplı imalât bedeli ile gecikme tazminatı ve kira kayıplarına ilişkin asıl alacak tutarlarına, yüklenici hakkında iflasın açıldığı tarihe kadar faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Yüklenicinin, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/830 Esas 2002/324 Karar sayılı ve 06.06.2002 günlü kararı ile iflas ettiği sabittir. İflasın alacaklıların hakları üzerindeki etkilerini düzenleyen İİK. 195/I. maddesi, “İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur.” hükmünü içermektedir. Şu halde arsa sahiplerine ait asıl alacaklara dava tarihinden iflasın açıldığı tarihe kadar reeskont faizi yürütülerek hesaplanacak işlemiş faiz tutarı eklenecek, böylece daha sonrası için işlemiş faiz de hukuki niteliğince asıl alacak haline dönüşecektir.
İflas masasına kaydettirilebilecek alacaklarda bu ve benzeri (ana alacak + işlemiş faiz + takip giderleri v.s) asıl alacak niteliğine bürünmüş alacaklar olacaktır. Keza bu noktadan sonrası içinse yine faiz işlemeye devam edecek, ancak bu faiz tutarının iflas masasına kaydı mümkün olmayacaktır (19 HD, 13.05.1999 T. E. 2369, K. 3288- 13.05.1999 T. E. 2954, K. 3293). Gerçekten de, iflasın açılması halinde faiz kurumunu düzenleyen İİK. 196. maddede, iflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faizin işlemeye devam edeceği, bu alacaklara ticari olmayan işlerdeki faiz oranının uygulanacağı, ancak bu nitelikteki faiz ödemelerinin 195. maddeye göre hesaplanacak ana paraların ödenmesinden sonra bakiyesi üzerinden yapılacağı öngörülmüştür. İzah edilen yasal durum karşısında mahkemece sadece iflasın açıldığı tarihe kadar faiz uygulanmasına karar verilerek arsa sahiplerinin hukuki yararlarının kısıtlanması da yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiş ise de, anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK. 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde açıklanan nedenlerle davacı ve karşı davalının tüm, davalı ve karşı davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca mahkeme kararının hüküm fıkrasının 3/b bendinin dördüncü satırında, 3/d bendinin ise beşinci satırlarında yer alan, “fazlaya ilişkin istemlerin reddi” kelime dizilerinden hemen önce gelmek üzere her iki bende “iflas tarihinden sonra ise hükmedilen alacaklara yasal faiz uygulanmasına ve bu hususta İİK. 196/son maddesi uyarınca işlem yapılmasına” kelime dizisinin eklenmesine, keza hüküm fıkrasının 3/e bendinin karardan tamamen çıkartılarak,
1/b bendinin hemen başına “Hüküm fıkrasının 3/b ve 3/d bentlerinde tahsiline karar verilen tüm alacakların ferileriyle birlikte arsa sahiplerine ödenmesi ve bu suretle birlikte ifanın sağlanması şartı ile “ kelime dizisinin eklenmesine, hükmün değiştirilen ve ilaveler yapılan bu yeni şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 7.139,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-k.davalıdan alınmasına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacılara geri verilmesine, 12.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.