Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/4076 E. 2010/5878 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4076
KARAR NO : 2010/5878
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı şirket temsilcisi … Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı ile davalı şirket temsilcisi dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, alacaklının yöntemine uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi ya da kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olması gerekir (BK. 101.md). Somut olayda kararlaştırılan kesin vade bulunmadığı gibi davacının 04.10.2007 tarihli ihtarında talep edilen alacak miktarı belirtilmediğinden borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte değildir. Temerrüt icra takip tarihinde gerçekleşmiştir. Öte yandan TTK’nın 12/III. maddesinde her çeşit imâl işleri ticari iş sayıldığı, ticari işlerde 3095 Sayılı Yasa’nın 2/II. maddesi gereğince avans faizi istenebileceği, icra takibinde takip tarihinden itibaren cinsi belirtilmemiş olmakla birlikte yıllık %32 oranında faiz talep edilmiş olup, 30.10.2007 takip tarihi itibariyle bu oran avans faizine tekabül ettiğinden davacının avans faizi talep ettği kabul edilerek, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden geçerli olmak üzere avans faizi uygulanması gerekir. Buna rağmen mahkemece temerrüt takiple gerçekleştiği halde işlemiş faize hükmedilmesi ve kabul edilen alacağa yasal faiz anlamına gelecek biçimde faiz yürütülmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenlerle taraflar yararına bozulması gerekmekte ise de, yapılan hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile mahkeme kararının hüküm kısmı 1. bent, ikinci satırında alacak kelimesinden sonra gelen “ve 72,00 TL faiz toplam 28.872,00 TL” kelime ve rakamların karardan çıkartılmasına, yine 1. bent dördüncü satırında itibaren kelimesinden sonra gelen “faiz” kelimesinin karardan çıkartılarak, yerine “%32 oranını aşmamak koşuluyla değişen oranlarda avans faizi”, rakam ve kelimelerinin yazılmasına kararın değiştirilen bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacıya verilmesine, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmeyen davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.