YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5940
KARAR NO : 2010/6502
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı, Kartal 3. Noterliği’nin 24.07.2000 gün ve 35766 yevmiye nolu düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğini davalının yerine getirmediğini, eserin eksik bırakıldığını, bu işlerin bedelinin tahsili için açtıkları kısmî davada 10.000,00 TL’ye hükmedildiğini ileri sürerek, kalan 72.675,00 TL’nin davalıdan tahsilini, ipotek hakkının devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında eksiklikleri kendisinin tamamladığını, ibraz olunan belgeleri kabul etmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; ilk açılan davada alınan bilirkişi raporuna göre 70.175,00 TL’nin asıl dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 3 ve 13 nolu dairelerdeki ipotek hakkının devamına karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Temyize konu dava ilk davada istenmeyen bölüme ilişkindir. Belirtilen davada alınan bilirkişi raporunda davacı alacağı 80.175,00 TL olarak belirlendiğinden, mahkemece 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, temyiz üzerine karar, davada istenen miktara ve fazlası açısından yeniden dava açıldığında tekrar değerlendirileceğinden bahisle onanmıştır. Görüldüğü üzere onama kararında fazlası yönünden inceleme yapılacağı belirtilmiş, 10.000,00 TL’lik talep bilirkişice saptanan miktarın çok altında olduğundan karar onanmıştır. Bu haliyle kısmî davada hükme esas alınan bilirkişi raporunun kesinleştiğinden sözedilemeyeceğinden ve davalı da cevabında miktara açıkça karşı çıkıp eksik iş olmadığını belirttiğinden mahkemece mahallinde keşif yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılıp, alınacak rapor doğrultusunda sonuca varılmalıdır. Hiçbir inceleme yapılmadan davanın kabulü doğru değildir.
Diğer yandan, açılan kısmî dava, saklı tutulan alacaklar bakımından borçluyu temerrüde düşürücü bir işlem sayılmaz. O halde; temerrüt ihtarı da bulunmadığından faizin eldeki davanın açıldığı tarih yerine ilk dava tarihinden başlatılması da yerinde olmamıştır.
Yine, davacı her ne kadar 3 ve 13 nolu dairelerdeki ipotekin devamını istemiş ise de 14.07.2009 tarihli beyanında talebini 1 ve 11 nolu daireler olarak düzeltmiştir. Bu husus dikkate alınmadan 3 ve 13 nolu dairelerde ipoteğin devamına karar verilmesi hatalı olduğu gibi, davalı 13 nolu dairedeki ipoteğin kalktığını belirttiği halde araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi de doğru olmamıştır.
Karar belirtilen nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.