Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/6840 E. 2010/832 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6840
KARAR NO : 2010/832
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, sondaj kuyusu açma bedelinin tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptâline ilişkindir. Davalı cevap vermemiş, yokluğunda yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takipte talep edilen alacak miktarına göre akdî ilişkinin HUMK’nın 288 ve devamı maddeleri uyarınca davacı tarafından yazılı belgeyle kanıtlanması zorunludur. Davalı cevap vermediğinden davadaki iddiayı inkâr etmiş sayılır. Temyizinde de, akdî ilişkinin varlığını kabul etmemiş, tanık dinlenmesine de muvafakatı olmadığını bildirmiştir. Her ne kadar mahkemece tanık anlatımları ve bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, HUMK’nın 289. maddesi uyarınca davalının açık muvafakatı bulunmadığından tanık anlatımları ile akdî ilişkinin varlığı kanıtlanmış kabul edilemez. Ancak dava dilekçesinde, “vs. yasal kanıtlar” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış sayılacağından, sondaj kuyusu açılması konusunda akdî ilişki bulunduğuna dair davacıya yemin teklifine hakkı olduğu usulen hatırlatılması, sonucuna göre hüküm kurulması gerekir ise de, davacı defterlerinde faturanın ödeme kaydı bulunduğundan ve TTK’nın 84. maddesi uyarınca ticari defterlerdeki kayıtlar sahibi aleyhine delil teşkil edeceğinden, akdî ilişki kanıtlanmış olsa dahi davacı kayıtları aleyhine olduğundan tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirme de yanılgıya düşülerek, kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Öte yandan alacak yargılama sonucu belirleneceğinden ve faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı anlaşıldığından icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerektiğinden hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, kabul bakımından bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.