Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/1027 E. 2011/729 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1027
KARAR NO : 2011/729
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –
Dava, davalıya ödenen 4.625,00 TL iş bedeliyle 1.164,60 TL maddi tazminatın ve 310,80 TL delil tespiti giderlerinin davalıdan tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı şirket tarafından davacı Kooperatife yapılan tarihsiz yazılı teklifle Kooperatife ait üç blok halinde yapılan inşaatların çatı su yalıtımı işinin (1 m2)’sinin 10,00 TL (10 milyon-eski) bedelle yapılabileceği bildirilmiş ve Kooperatifçe teklif kabul edildiğinden davalı şirket, işin yapımına başlamış ve ayrıca yapılacak işten ötürü 15.10.2003 tarihi ilâ 15.10.2008 tarihine kadar ki süre için geçerli olmak üzere; 15.10.2003 tarihli yazılı yüklenimi ile davacıya “garanti” vermiştir. Açıklanan şekilde yapılan icap-kabul sonucu yanlar arasında Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere; niteliğince bir eser sözleşmesi sayılan akdî ilişki kurulmuştur (BK. md. 1,2). Davacı iş sahibi; davalı şirket ise yüklenicidir. 14.03.2004 tarihinde de taraflar arasında “sözleşme” başlıklı adi yazılı şekilde ayrı bir sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme ile taraflar, 3 blok binanın çatılarında yapılmakta olan su yalıtımı ile ilgili eksikliklerin hava muhalefeti nedeniyle Nisan 2004 ayı ortalarından itibaren yapılması ve bakiye ödemelerin 16 Nisan ve 16 Mayıs 2004 tarihlerinde yapılması gerektiğini, belirtilen tarihlerde toplam 5.000,00 TL bakiye iş bedelinin ödenmemesi halinde kalan işin yüklenici şirket tarafından yapılmayacağını kararlaştırmışlardır. Ancak, 14.03.2004 tarihli sözleşme ile yüklendiği halde, ödemeleri davacı Kooperatif davalı şirkete tamamen yapmamış; sadece 940,00 TL tutarında ödemede bulunmuştur. Taraflar arasındaki ilk sözleşme gereğince başlanan işin bedeline mahsuben de Kooperatif tarafından davalıya 4.625,00 TL ödenmiştir.
Davacı tarafından gönderilen 29.11.2004 ve 20501 yevmiye numaralı ihtarnameyle sözleşmelerin feshi yükleniciye bildirilmiştir. Ne var ki, davalı yüklenici de fesihte kusurunun bulunmadığını ve 14.03.2004 günlü sözleşme gereğince ödenmesi gereken iş bedelinin kalan kısmının ödenmemesi sebebiyle işe devam edilmediğini savunmuştur. Toplanan tüm deliller ve bu kapsamda bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; çatılarda yapılmakta olan su yalıtımı işinin tamamlanamamış olması sonucu harici etkilerle yapılan işlerin zarar gördüğü ve inceleme zamanında “ayıplı” olarak yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Yüklenici tarafından yapılan işin ayıplı olduğu davacı tarafça yasal delillerle kanıtlanamadığına göre; ilk sözleşmeyle kararlaştırılan (1 m2) birim fiyat bedeli gözetilerek, yerinde uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılmak ve inceleme yaptırılmak suretiyle davalı yüklenicinin yaptığı iş sebebiyle hakettiği iş bedeli tutarının hesaplattırılması ve hakedilen iş bedelinden yükleniciye ödenen 4.625,00 TL ödemenin mahsubunun yapılması; fazla ödeme yapılmış ise tutarının davacıya iadesine ve ayrıca 14.03.2004 tarihli sözleşme ile davalıya yapılan ve bu sözleşme konusu iş de yapılmadığından 940,00 TL ödemenin de davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece, delil tespiti gideri olarak yapıldığı ileri sürülen 310,80 TL tespit masrafının da dava konusu alacak niteliğinde olduğu kabul edilerek davalıdan tahsiline karar verilmiş olması da doğru olmamıştır. Çünkü; 22.03.1976 tarih, 1976/1 Esas, 1976/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 368-374. maddeleri uyarınca yapılan delillerin tespitine ilişkin giderler, aynı Kanun’un 413-426. maddelerinde yer alan yargılama giderlerinden sayılacağından dava konusuna ilave edilemez ve mahkemece yargılama gideri olarak değerlendirilmek gerekir. Öte yandan, yüklenici tarafından istenen 1.164,60 TL maddi tazminat, ayıp sonucu gerçekleşen zarar niteliğinde olmadığı gibi, davalı yüklenicinin sorumluluğunu gerektirir hukuksal sebepler de bulunmadığından buna ilişkin davanın reddi gerekirken; mahkemece kabulü de doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.