YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2292
KARAR NO : 2010/3639
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, Vergi Dairesine KDV’nın geç ödenmesi nedeniyle ödenen gecikme faizi, vergi ziyai cezası ve ek gecikme zammı nedeniyle tazminat istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı iş sahibi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 13.05.2002 tarihli “Yangın Sistemi Revizyonu Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin “fiyat ve ödeme” başlıklı bölümünde iş bedeli götürü olarak 258.900 USD olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmede davalı iş sahibinin ayrıca KDV ödeyeceğinden sözedilmemiştir. İş bedeli götürü olarak kararlaştırıldığına göre, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre KDV bu bedelin içerisinde sayılmaktadır. Böyle bir sözleşmeye dayanarak yüklenicinin iş sahibinden ayrıca KDV istemesi mümkün değildir. Davacı yüklenici dosyada bulunan işle ilgili 6 adet faturayı KDV’siz olarak düzenlemiştir. Faturalar 2002 ve 2003 yıllarına aittir. Fatura bedelleri davalı iş sahibi tarafından ödenmiştir. Daha sonra denetim elemanlarının yaptığı denetim sırasında faturaların KDV’siz olarak düzenlenmesi yasaya aykırı bulunmuş, bunun üzerine davacı yüklenici şirket 54.223,58 TL KDV ile davaya konu yaptığı gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve ek gecikme zammını Vergi Dairesi’ne ödemiştir. Davacı yüklenici şirket tarafından kesilen 19.06.2007 tarihli KDV faturasının davalı iş sahibi şirkete gönderilmesi üzerine davalı iş sahibi şirket tarafından 06.07.2007 tarihinde KDV faturasında yazılı olan 54.223,58 TL davacı şirkete ödenmiş, davalı şirket gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve ek gecikme zammı gibi KDV’nin davacı tarafça geç ödenmesinin sonuçlarından sorumlu olmayacağını bildirmiş, bunun üzerine davacı yüklenici şirket tarafından bu dava açılmış, bilirkişi raporuna göre davalı iş sahibi şirketin %75 oranında sorumlu olduğunun bildirilmesi üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmede iş bedeli götürü olarak belirlendiğine ve ayrıca davalı iş sahibi şirketin KDV ödeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığına göre, davalı şirketin aslında KDV ödeme yükümlülüğü dahi bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde davacı tarafından davalıya satılan yangın söndürme cihazı sabit kıymet olmakla birlikte, üretimde kullanılmadığından KDV istisnasından istifade edemeyeceği görüşüne yer verilmiştir. Davacı yüklenici şirket işin ve konunun uzmanıdır. Böyle bir durumda faturaları KDV’li olarak düzenlenip KDV tutarını da Vergi Dairesine süresinde ödemekle sorumludur. Davacı şirket faturaları KDV’siz olarak düzenlediğinden ve daha sonra yapılan denetimde bu yasaya aykırılığın belirlenmesi üzerine KDV ile faiz ve cezalarını ödendiğine göre, kendi kusurundan kaynaklanan gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve ek gecikme zammını davalı şirketten isteyemez. Davalı iş sahibi şirketin KDV’nin geç ödenmesinde herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davalı şirketin kendisinden istenmesi üzerine 19.06.2007 tarihli faturanın gönderilmesiyle 06.02.2007 tarihinde KDV fatura tutarının ödenmesi, KDV’nin geç ödenmesi nedeniyle ortaya çıkan sonuçlardan sorumlu olmasını gerektirmez.
Mahkemece bu nedenlerle davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, olayın oluş şekline ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere uygun olmayan bilirkişi görüşüne dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı iş sahibi şirketin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.06.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
– KARŞI OY YAZISI –
Davacıya, davalı tarafından yaptırılan “yangın sistemleri” işinin Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı Yabancı Sermaya Genel Müdürlüğü tarafından verilen 16.04.1999 tarih ve 3240 sayılı teşvik belgesine istinaden yaptırıldığında bir uyuşmazlık yoktur. Teşvik belgesi kapsamındaki yatırım davacı şirket tarafından tamamlanmış, işlemler usulüne uygun bulunduğundan TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 21.12.2005 tarih, 69506 sıyı ile kapatılmıştır.
Davacı yapmış olduğu işin teşvik belgesi kapsamıda ve KDV’den istisna olduğu gerekçesi ile davalı adına düzenlendiği satış faturalarında (20.09.2002 -25.10.2002-12.12.2002-18.12.2002-01.04.2003-30.05.2003) KDV göstermemiş ve davalıdan KDV tahsil etmemiştir. İş bitirildikten sonra konu vergi incelemesine alınmış 04.04.2007 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporuna göre davacının davalıya yaptığı işlemin KDV’sine tabi olduğu açıklanmış, davacı tarafından düzenlenen 19.06.2007 tarihli faturaya istinaden daha önce düzenlenen ve KDV gösterilmeyen faturalar için 54.223,28 TL KDV bedeli davalı tarafından ödenmiştir.
Bu arada vergi incelemesi sonuçlanmış İzmir Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü davacı adına vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatı yapmış 82.813,12 TL tutarındaki gecikme faizi vergi ziyaı cezası ve ek gecikkme zammı davacı tarafından vergi dairesine ödenmiştir.
Davacının düzenlediği faturalarda KDV gösterilip gösterilmeyeceği 3065 Sayılı Yasanın 13/d maddesi ile 69 seri sayılı KDV genel tebliğinde düzenlemeye tabi tutulmuştur. 3065 Sayılı Yasanın 13/d maddesinde yer alan istisnadan yararlanabilmek için ilk şart yatırımcının yatırım teşvik belgesi almış olması gerekmektedir. Yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve techizatların yuriçi teslimler ile ithali 01.08.1998 tarihinden itibaren KDV’den istina edilmiştir. İstinadan yararlanmak isteyen yatırımcılar teşvik belgesini ve eki listenin aslını satıcıya ibraz ederek istina uygulanmasını talep edeceklerdir. Yasal düzenlemeye göre istinadan yararlanabilmenin bir koşulu da satılan sabit kıymet’in üretimde kullanılması olup davacının davalıya satmış olduğu sabit kıymet üretimde kullanılmadığından KDV’ye tabidir. Davalı iş sahibi daha önce düzenlenen ve KDV gösterilmeyen faturalar işin 54.223,28 TL KDV bedelini itirazsız ödediğinden sözleşmede götürü bedel kararlaştırıldığı ve ayrıca KDV istenemeyeceği görüşü kabul edilemez.
Davacının 82.813,12 TL tutarındaki gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve ek gecikme zammını vergi dairesine ödemesinden husule gelen zarar ile davalıya ait teşvik belgesinin 69 Sayılı KDV Genel Tebliği hükümlerine uygun olarak satıcıya ibraz edilmemiş olması keyfiyeti arasında illiyet bağı bulunduğundan alınan uzman bilirkişi raporu doğrultusunda davalıya %75 oranında kusur izafe edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın onanması gerektiği götürü ile sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.