Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/4154 E. 2019/2879 K. 20.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4154
KARAR NO : 2019/2879
KARAR TARİHİ : 20.06.2019

Mahkemesi :… 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat Kamil Uğur Yaralı ile davalı vekili Avukat Hüseyin Boydak geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz olunmuştur. Davacı yüklenici, davalı arsa sahibidir.
Davacı ile davalı arasında davalıya ait taşınmaz üzerine inşaat yapılmasına dair … 5. Noterliği’nin 09.08.2011 tarihli 20022 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmeye göre %45 arsa sahibine, %55 davacı yükleniciye hisse verileceği, sözleşme tarihinden itibaren 6 ay içerisinde temel üstü ruhsatı alınacağı ve 12 ay içerisinde de inşaatın bitirileceği şeklinde sözleşme tanzim edilmiştir. Davalı arsa sahibi tarafından …24. Noterliği’nin 23.12.2013 tarihli 30466 yevmiye sayılı İhtarı ile inşaat sözleşmenin fesh edildiğinin bildirilmesi üzerine davacı yüklenici şirket, haksız fesih nedeniyle dava dilekçesinde dökümünü yapmış olduğu masraflar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 90.000,00 TL ve haksız fesh nedeniyle 20.000,00 TL kâr kaybının yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise süresinde vermediği cevap dilekçesi ile sözleşmeye göre belirtilen sürelere riayet edilmediğini, ruhsat başvurusu yapılmadığını, davacının delillerini süresinde sunmadığını ve bu aşamadan sonra delil sunmaya muvafakatlerinin olmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece, son celse sözlü yargılamaya geçilmeden davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Bilindiği gibi; 6100 sayılı HMK’da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143- 293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294). 1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir. HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Madde 186-(1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir.
Mahkemece taraf delilleri toplanıp, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak yürütülen yargılama sonucunda; 13.07.2017 tarihli karar oturumda, 6100 sayılı HMK’nın 184-186 madde hükümleri gereğince sözlü yargılama yapılmaksızın esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış, sair hususlar incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 20.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.