Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/4769 E. 2007/4291 K. 08.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4769
KARAR NO : 2007/4291
KARAR TARİHİ : 08.11.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : … … MİRASÇILARI.

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle: “Davacı taraf tapu dışı satışa ve kesinleşen mahkeme kararına dayanarak davalının hissesine yönelik dava açmış, taşınmazın tümünün adına tescilini istemiştir. Tapu dışı satışın varlığı ve geçerliliği ispatlanmalıdır. Davalının babası … …’nin kızına izafeten de satış yaptığı ispatlanmadıkça taşınmazın tamamına davacının zilyed olması hukuki geçerliliğini koruyan tapuya karşı değer taşımaz. Tespite dayanak tapu kayıtlarının tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmesi, davacıya tapu dışı satışın varlığını kanıtlamak üzere olanak tanınmaması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paylı tapu kayıtları harici taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle çekişmeli taşınmazın 204/532 hissesi davalı …, 328/532 hissesi davacı … adına tespit edilmiştir. Davacı çekişmeli taşınmazı 27 yıl önce satın aldığı ve davacı … … tarafından 15.11.1979 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde Ağustos 1945 tarih ve 49 numaralı tapu kaydına dayanarak aleyhine açılan men’i müdahale davasının 1977/1102 esas, 1979/1049 sayılı karar ile “kesin hüküm” nedeniyle reddedildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dava konusu taşınmazın evveliyatının … Çimen’e ait iken yaklaşık 25 yıldır … tarafından kullanıldığı, kimsenin bu kullanıma itirazı olmadığı gerekli iktisap koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulü ile taşınmazın davacı … adına tesciline dair verilen karar Dairemizin yukarıda özetlenen ilamı ile bozulmuştur. Bozmada sözü edilen Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararı ısrarla arandığı halde bulunamamıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğu ve keşifte dinlenen davacı tanıklarından, 1930 doğumlu …, çekişmeli yerin … …’ nın eşi … tarafından davacı …’e satıldığında yanlarında bulunduğunu, birebir satışa tanık olduğunu ifade etmiş, 1952 doğumlu … … davacının yaklaşık 25 yıl önce …’in kızı … ve damadı …’dan yeri satın aldığını üzerindeki evi davacı …’in satıştan 4-5 yıl önce yaptırdığını, satıştan sonra dava konusu yer üzerinde Mecit dışında kimsenin zilyetliği olmadığını belirtmiş, ayrıca tespit bilirkişileri de çekişmeli yerin …, … ve … tarafından davacı …’e satıldığını duyduklarını belirtmiştir. Bu durumda çok uzun süredir üzerine ev yaparak taşınmaza zilyet olan davacının iddiası tanık ve tespit bilirkişileri beyanları ile doğrulanmıştır. Tüm dosya kapsamı, olayların cereyan şekli birlikte değerlendirildiğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesine göre davacı taraf harici satın alma iddiasını kanıtladığına göre çekişmeli taşınmazın davacı adına tescili gerekirken araştırmaya yönelik bozmaya yanlış anlam verilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 8.11.2007 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dairemizin bozma kararı üzerine, mahkemece bozmaya uyularak mahallinde icra edilen keşif sırasında dinlenilen tanık ve yerel bilirkişi beyanları satışın yapıldığını açık ve seçik bir şekilde tevsik etmediği ve keza dosyaya mübrez mahkeme ilamınında dava konusu taşınmazla ilgisi olup olmadığı belirlenmediğinden hükmün onanması kanaati ile çoğunluk kararına katılmıyorum.