Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/5268 E. 2010/4834 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5268
KARAR NO : 2010/4834
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 104 parsel sayılı 8989,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 1/2’şer pay itibariyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının oluşmadığı, taşınmazın zilyetlikle iktisaba konu yerlerden olmadığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3162,23 metrekarelik bölümünün ham toprak niteliğiyle davacı Hazine adına, (B) harfi ile gösterilen 5827,19 metrekarelik bölümünün tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı …’ın dava konusu 101 ada 104 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı Hazine vekilinin dava konusu 101 ada 104 parsel sayılı taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, bu bölümün tarım arazisi niteliğinde olduğu ve tespit gününe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı taraf yararına oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişme, dava konusu taşınmaz üzerindeki imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğini kazanıp kazanmadığı, tarım arazisi niteliğini kazanmış olması halinde davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17.maddelerinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Uzman jeolog ve ziraatçı bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan raporlarda çekişmeli taşınmaz üzerindeki imar ve ihyanın tamamlandığı ve çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, bu doğrultudaki açıklamaları raporların ekindeki fotoğraflarda görülen taşınmazın niteliği ile çelişmektedir. Dosyada bulunan keşif yerine ait olduğu mahkemece onaylanmayan fotoğraflara göre eğimi ve taşlık kayalık özellikleri itibariyle taşınmazın imar ve ihya ile iktisaba elverişli olmayan yerlerden olduğu izlenimi uyanmaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu da hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tarafların gösterecekleri tanıklardan çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi hususlarında olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler yöntemince giderilmeli, keşif sırasında keşfi yapılan taşınmazın değişik açılardan fotoğrafları çektirilerek, bu fotoğraflar üzerinde taşınmazın sınırları işaretlettirilmeli, keşfi yapan hakim ve keşifte hazır bulunacak fenni bilirkişi tarafından fotoğrafların taşınmazın hangi bölümüne ait olduğu belirtilerek onaylanmalı, ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı, ya da imar ve ihya sonucu tarım arazisine dönüşüp dönüşmediği, imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarında komşu parsellerle karşılaştırmalı incelemeye dayanan ayrıntılı rapor alınmalıdır. Böylece taşınmazın öncesi, niteliği, zilyetlik şekli ve süresi hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde araştırılıp incelendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.