Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/6382 E. 2011/3224 K. 02.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6382
KARAR NO : 2011/3224
KARAR TARİHİ : 02.06.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 143 ada 8 parsel sayılı 11928,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde annesi tarafından kendisine verilen ve içerisine ceviz ağaçları diktiği taşınmazın davalı adına tespit edildiği iddiası ile dava açmıştır. Hazine, dava konusu taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün dere yatağı olması nedeni ile bu bölümün dere yatağı olarak tespit dışı bırakılması istemi ile davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının taşınmazın fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin davasının reddine, tespit gibi tesciline, davacı ve katılan Hazinenin (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik davaları yönünden bu bölümün dere yatağında kalıp tespit tutanağı düzenlenmediği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı ile katılan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tarafların (kardeş olan) anneleri arasında yapılan paylaşımda dava konusu taşınmazın davalı tarafın annesine isabet ettiği kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli değildir. Taşınmaz başında yapılan ilk keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin kök muris … ’a ait olduğunu, …’in ölümünden sonra mirasçıları arasında yapılan paylaşımda dava konusu taşınmazın dere kenarında kalan alt kısmının davacının annesine verildiğini ve o tarihten beri davacı tarafından kullanıldığını beyan etmişler, ilk keşifte tanık sıfatı ile dinlenen tespit bilirkişisi … Akşit 2. keşifteki beyanında ise dava konusu taşınmazın davalının annesi …’ e verildiğini beyan etmiş, ilk keşifte yerel bilirkişi ve tanık olarak dinlenen şahıslar ise duruşmada alınan beyanlarında paylaşım konusunda bilgi sahibi olmadıkları ve taşınmazın paylaşımda davalının annesi …’e verildiği ve daha sonra tarafların annelerinin değiş tokuş yaptıkları şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır. Böylece her iki keşifte ve duruşmada dinlenen tanık ve yerel bilirkişi beyanları birbirleri ile çelişkili olduğu gibi her beyan kendi içinde de çelişkilidir. Bu şekilde
çelişkili beyanlara göre karar verilmesi doğru değildir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; daha önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklar huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan 1990 yılında paylaşılarak köy karar defterine göre … Dal mirasçısı olarak 4 kardeşe kalan taşınmazın daha sonra zeminde fiilen tekrar paylaşılıp paylaşılmadığı, kimin nereyi kullandığı ve kullanımın paylaşıma uygun olup olmadığı maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler yöntemince yüzleştirme yapılmak sureti ile giderilmeli, teknik bilirkişiye keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.