Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/6857 E. 2011/2408 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6857
KARAR NO : 2011/2408
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 108 ada 29 parsel sayılı 240136.53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve taşınmazın 6 dekar yüzölçümündeki bölümünün adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3738.69 m2’lik bölümünün çayır ve ahır niteliği ile davacı adına, kalan bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece temyize konu olan 108 ada 29 sayılı parselin mera niteliği taşımadığı, ekilerek ve üzerine yapı yapılarak kullanıldığı, davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne, taşınmazın fen bilirkişi raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiş ise de; keşif sonucu düzenlenen kadastro fen elemanı bilirkişi rapor ve krokisinde hükümde davacı adına tesciline karar verilen (A) harfi ile gösterilen bölümün taşınmazın içerisindeki konumunun belli edilmemiş olması, zilyetlik yönünden mahalli bilirkişi de dinlenilmemiş ve tek tanık ve tespit bilirkişisinin beyanı ile yetinilmiş olması nedeniyle verilen kararın infazı mümkün olmadığı gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişilerden taşınmazın dava edilen bölümünün öncesinin kime ait olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanakların edinme sebebi sütununda
yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde dinlenmeyen tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, tespit bilirkişi ve yerel bilirkişi beyanları arasında çelişki olması durumunda yüzleştirme yapılmak sureti ile çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, zirai bilirkişiden taşınmazın teknik anlamda otu biçilebilecek çayır niteliğinde olup olmadığı veya tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı yönünden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisine taşınmaza ait geniş kapsamlı harita içerisinde dava edilen bölümün konumunu gösterecek şekilde keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.