Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/9347 E. 2011/4508 K. 20.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9347
KARAR NO : 2011/4508
KARAR TARİHİ : 20.09.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sırasında 1048 parsel sayıl 546750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera olarak sınırlandırılmış ve kadastro tutanağının 07.01.1981 tarihinde kesinleşmesi ile özel siciline tescil edilmiş, 12.08.1997 tarihinde ise idari yoldan Hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur. Davacı …, 25.10.2007 tarihinde, kadastro tespitinden önce oluşmuş tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 1048 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve dava açılamaz. Bu süre, hak düşürücü süre olup mahkemelerce re’sen dikkate alınmalıdır. Dava konusu 1048 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının 7.1.1981 tarihinde kesinleştiği ve özel siciline tescil edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Somut olayda, çekişmeli taşınmazın tespitinin kesinleşme tarihi olan 7.1.1981 tarihi ile dava tarihi olan 25.10.2007 tarihi arasında 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde söz edilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 20.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.