YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3926
KARAR NO : 2011/2943
KARAR TARİHİ : 26.05.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 7 parsel sayılı 805,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı …adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları, yasal süresi içinde, tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tamamı 6 pay kabul edilerek 1/6’şar payının davacının murisleri … ve…adlarına, 3/6 payının davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu, tapu kaydına göre 1/2 payın davacılar murislerine, 1/2 payın ise davalının murisine ait olduğu, davalı tarafından sunulan satış senedinde sınır ve komşudan bahsedilmediği için uygulanmasının mümkün olmadığı, belirtilerek tapu maliklerinin payları göz önünde bulundurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli değildir. Tapu kaydı yöntemince uygulanmadığı gibi tapu kayıt malikleri arasında geçerli bir taksim yapılıp yapılmadığı da araştırılmamış olup, zilyetliğe ilişkin yerel bilirkişi ve tanık beyanları da yetersizdir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, böylece tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, davalı tarafın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü şekilde 107 ada 6 ve 7 sayılı parseller dışında 8, 9, 10, 23, 24 ve 25 sayılı parsellerin de tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, tapu kayıt malikleri … ve … arasında tapu dışı paylaşma yapılıp yapılmadığı, yine davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü gibi bir paylaşma yapılmış ise paylaşıma göre her iki tarafa isabet eden taşınmazların zeminde hark
sınırı ile ayrılıp ayrılmadığı, dava konusu taşınmazın paylaşımda hangi tarafa kaldığı konularında yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı olarak ayrıntılı bilgi alınmalı, taşınmazın paylaşımda davalı tarafa isabet etmiş olması halinde tapu malikleri …, … ve … payına ilişkin olarak 1951 yılında düzenlenen satış senedinin hangi taşınmaza ait olduğu ve tarafların murislerinin aynı mevkide başka taşınmazlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesi ve harici paylaşma da dikkate alınmak sureti ile sonucuna göre karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalının temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.