Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/6121 E. 2012/364 K. 27.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6121
KARAR NO : 2012/364
KARAR TARİHİ : 27.01.2012

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sonucu 107 ada 25 parsel sayılı 2.706,97 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalılar … ve müşterekleri adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Davacı, ölü babası … ait Ocak 1955 tarih 127 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında davacının istemine konu taşınmazın bir bölümünün kadastro sonucu … Köyü Tüzel Kişiliği adına tescil edilen ve 87,97 metrekare yüzölçümündeki 119 ada 9 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 119 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın husumet nedeniyle, 107 ada 25 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ise diğer mirasçıların katılımı olmaksızın dava açılamayacağından bahisle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının 119 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile bu parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2) 107 ada 25 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı, ölü babası … adına kayıtlı ocak 1955 tarih 127 sıra numaralı tapu kaydına dayanmaktadır. 472 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında elbirliğiyle mülkiyet hükümleri geçerli olup ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Bu nedenle, miras yoluyla gelen hakka dayanılarak genel mahkemelerde açılacak davalarda, tüm mirasçıların birlikte dava açmaları veya diğer mirasçıların muvafakatlarını almaları ya da miras şirketine temsilci tayin ettirmeleri gereklidir. Ancak, bu eksikliğin yargılama sırasında anlaşılması halinde, önel verilmek suretiyle giderilmesi mümkündür. Hal böyle olunca mahkemece, davacıya, önel verilerek diğer mirasçıların muvafakatlarını alması ya da miras şirketine temsilci atanmasını sağlanması imkanı tanınmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır. Mahkemece, bu yön gözetilmeksizin, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsiz ve davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.