Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/6833 E. 2011/6118 K. 18.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6833
KARAR NO : 2011/6118
KARAR TARİHİ : 18.10.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı …, Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 27.12.2004 tarihli dava dilekçesinde özetle; nüfus kayıtlarında baba adının …, kızlık soyadının ise Narin olduğunu, hissedarı bulunduğu 296 parsel sayılı taşınmazda baba adının “… …”, 21.04.2000 tarihinde tapuda yapılan satış işleminde ise “… …” olarak yazıldığını belirterek, 296 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 17.02.1988 tarih 73 sıra numaralı ve 17000/528234 paylı tapu kaydında “… …”, 21.04.2000 tarih 1 sıra numaralı ve 73036/528234 paylı tapu kaydında ise “… …” şeklinde yazılı bulunan baba adının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir. Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/3-2009/141 sayılı ve 15.04.2009 tarihli kararı ile dosya, Antalya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu “296 parsel sayılı tapu kaydının 17000/528234 paylı 17.02.1988 tarihli ve 73 sıra nolu tapu kaydındaki davacı …’ın “… …” olan baba adının “…” olarak, aynı parselde 53036/528234 paylı 21.04.2004 tarihli tapu kaydında “… …” olan baba adının “…” olarak düzeltilmesine, kızlık soyadının Narin olduğunun tespitine” karar verilmiş; hüküm, Tapu Sicil Müdürlüğü’nü temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, kadastro hakimi taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuki durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü tapu sicilini oluşturmak; doğru, uygulanabilir, açık ve infazda tereddüt doğurmayacak nitelikte hüküm kurmakla yükümlüdür. Aynı taşınmaz hakkında birbirinden farklı hükümler kurulması halinde infazda şüphe ve tereddüt oluşacağı, amaçlanan tapu sicilinin tesis edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, kadastro mahkemelerinde, aynı kadastro parseli hakkında açılan davaların birlikte görülmesinde zorunluluk vardır. Somut olayda, davacının baba adının düzeltilmesini istediği 17.12.1988 tarih 73 ve 21.04.2000 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtlarının geldileri, kadastro tespiti sırasında çekişmeli 296 parsel sayılı taşınmaza revizyon görmüştür. 296 parsel sayılı taşınmazın, Kadastro Mahkemesinin 2010/5 E. numaralı dosyasında da davalı bulunduğu ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, aynı taşınmaza ilişkin bulunan davaların birleştirilmesine karar vermek gerekirken, davalar birleştirilmeksizin yargılamaya devam edilerek infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de davacı, 296 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarından, kadastro mahkemesinde davalı olduğunu bilerek pay satın almıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 40/2. maddesi uyarınca, kayden satın almaların, taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulurken dikkate alınması zorunlu olduğu gibi, varsa isim yanlışlıklarının düzeltmesi de mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle davalar birleştirildikten sonra, 296 parsel sayılı taşınmazla ilgili tescil hükmü kurulurken davacının ididalarının değerlendirilmesi mümkün iken, 296 parsel sayılı taşınmaz yerine, kadastro geçmekle işleme tabi kayıt olma niteliğini yitiren tespit dayanağı tapu kayıtları hakkında hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.