Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/4535 E. 2013/5212 K. 10.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4535
KARAR NO : 2013/5212
KARAR TARİHİ : 10.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, …., Mahallesi çalışma alanında bulunan 367 ada 3 parsel sayılı 57,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, eşit hisselerle … oğulları …adına tespit ve tescil edilmiş; 14.09.2011 tarihli satış ile … oğlu …’a intikal etmiştir. Davacılar … ve …, çekişmeli taşınmazların müşterek muris …’den intikal ettiği ve terekesinin paylaşılmadığı iddiasına dayanarak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras hisseleri oranında adlarına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır. Yargılama sırasında …, aynı iddialara dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda murisin terekesinin sağlığında paylaşıldığı ve çekişmeli taşınmazın davalılara düştüğü kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı …, … vekili ve asli müdahil … tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı karşısında, çekişmeli taşınmazın öncesinin, tarafların müşterek murisi …’e ait olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Davacılar ve müdahil, duruşma sırasında alınan beyanlarında, muris …’in sağlığında taşınmazlarını mirasçıları arasında paylaştırdığını ancak dava konusu taşınmazın paylaşım dışında bırakıldığını ve murisin ölümünden sonra da terekesinin taksim edilmediğini iddia etmişlerdir. Aynı duruşmada dinlenen davalı … ile bu taşınmazı kadastrodan sonra satın aldığı kardeşlerinden …, çekişmeli taşınmazın murisin sağlığında paylaşılmadığını söylemişlerdir. Davalı … cevap dilekçesinde ise çekişmeli taşınmazın murisin ölümünden sonra 1989 yılında paylaşıldığını belirtmiştir. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın murisin sağlığında paylaşılmadığı tarafların kabulünde olup tartışmasızdır. O halde taraflar arasındaki ihtilaf, çekişmeli taşınmazın murisin ölümünden sonra yöntemince paylaşılıp paylaşılmadığı hususundadır. Mahkemenin, dosyanın, açıklanan kapsamına uygun bulunmayan kabulü isabetsiz olduğu gibi, ortaya konulan ihtilafın çözümü için yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifte alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut içerikli olup taraflar arasında ihtilaflı olan hususun aydınlatılması için yeterli bulunmamaktadır. Ayrıca, çekişmeli taşınmazın komisyon kararına esas alınan itiraz dilekçesi altında davacıların da imzası bulunduğu halde bu konuda inceleme ve araştırma yapılmamış ve tartışılmamıştır. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşabilmek için mahallinde yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşf yapılmalı; yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından; murisin sağlığında paylaşmadığı anlaşılan çekişmeli taşınmazın, murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı, çekişmeli taşınmazın kim ya da kimler tarafından ne kadar zamandır ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında ayrıntılı beyanları alınmalıdır. Diğer taraftan, davacılar, muris …’in oğlu …’ın mirasçılarıdır. Kadastro tespiti sırasında önce, çekişmeli taşınmazın 1/2 payı … oğlu …, 1/2 payı ise … oğlu … mirasçısı olan davacılar adına tespit edilmiş; … oğlu …’ın, bu taşınmazın … çocukları …adına tescilinin gerektiği yönündeki 12.05.2010 tarihli itiraz dilekçesi üzerine komisyonca kadastro tespiti değiştirilerek taşınmaz Eşit paylarla …ve … adına tespit edilmiştir. …’ın itiraz dilekçesi altında tüm davacıların imzaları bulunmakta olup “malik değişikliğine muvafakat” ettiklerini belirtmişlerdir. O halde, dilekçenin aslı getirtilerek davacılardan bu konudaki beyanları alınmalı, dilekçe altındaki imzaların sahteliği iddia ve ispat edilmediği sürece davacıları bağlayacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, yetersiz inceleme ve araştırmaya dayanılarak, dosya kapsamına da uygun bulunmayacak şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Davacı …, … vekili ve asli müdahil …’nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 10.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.