YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5720
KARAR NO : 2013/6277
KARAR TARİHİ : 05.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Kobaşdere Köyü sınırları içinde bulunan 130 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tespit harici bırakılmıştır. Davacı …, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespit dışı bırakılan çekişmeli taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmaz başında keşif yapılıp taşınmazın niteliği belirlenmeden imar-ihyaya konu olmadığı ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. İmar-ihya yolu ile iktisap için 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında taşınmazın tasarruf edilmiş olması gerekir. Anılan maddeye göre orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen yerin para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi niteliği kazandırılması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle aynı yasanın 14. maddesindeki koşullar altında tasarruf edilmesi halinde tesciline karar verilebileceği açıklanmış, son fıkrasında da il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde bulunan yerlerin imar-ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile iktisap ise 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde düzenlenmiş olup ekonomik amaca uygun zilyetlikle özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazların kazanılabileceği belirtilmiştir. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık ve taşlık gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken, ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı yasanın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.
Hal böyle olunca, somut olayda çekişmeli taşınmaz başında keşif yapılarak taşınmazın öncesinin imar-ihya yolu ile iktisap edilebilecek yerlerden mi yoksa 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince iktisap edilebilen yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, 14. madde uyarınca iktisap edilebilen yerlerden olduğunun tespiti halinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, köy yerleşim yeri içerisinde kendine özgülendiğinden şüphe bulunmamak kaydıyla ev bahçesi, avlusu gibi amaçlarla kullanım ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak değerlendirilmelidir. Mahkemece keşif yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu aynı yönteme göre tesbit edilecek taraf tanıkları ve ziraatçi ve fen bilirkişinin katılımıyla keşif yapılmalı, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, 14. madde uyarınca zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden ise kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, kullanımın kişinin kendisine özgülenip özgülenmediği, sınırlarının belli olup olmadığı, komşu taşınmaz bölümlerinden ne şekilde ayrıldığı, umumun kullanımına ait yerlerden olup olmadığı, imar-ihyaya konu yerlerden ise ne şekilde imar-ihya edildiği, ne zaman tamamlandığı, tamamlandığında 14. maddedeki koşullar altında zilyet edilip edilmediği araştırılmalı, çekişmeli taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli, komşu parsellere ait tutanak örnekleri ve varsa dayanakları getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne şekilde okuduğu belirlenmeli, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın öncesinin ne olduğu, çevre taşınmazlardan ne şekilde ayrıldığı ve kullanımı hakkında, fen bilirkişisinden ise keşfi izlemeye olanak verir rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.