Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/2284 E. 2009/95 K. 20.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2284
KARAR NO : 2009/95
KARAR TARİHİ : 20.01.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 20.1.2009 Salı günü davacılar … vekili Av. … … ile davalı … vekili Av…. geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar Avukatları dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacılar vekili, müvekkillerinden Gürcü’nün eşi, diğerlerinin babası olan …’in davalının trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucu hayatını kaybettiğini ileri sürerek, ıslah ile davacılar için toplam 30.000,00 YTL destekten yoksun kalma tazminatının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, davanın zamanaşımı geçtikten sonra açıldığını, davacıların murisinin kazaya neden olduğunu, bu nedenle davacıların dava açma hakları olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, KTK 109’uncu maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Somut olayda, trafik kazası sonucunda davacıların desteği ölmüş ve bir kişi de yaralanmıştır.
BK.nun 41. Maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesinde “motorlu araç kazalarından … maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmüne yer vermiştir. Maddenin özellikle 2.fıkrasında, ” dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, BK.nun 60 ve 2918 sayılı KTK.nun 109/2 maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin, trafik kazalarından … tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine, iki yıl olarak öngörülmesidir.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır: Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından … ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Açıklanan hukuksal ve ilkeler ışığında, trafik kazası sonucu bir kişi ölmüş, bir kişi de yaralanmış olması nedeniyle davada uzamış ceza zamanaşımı uygulanması gerekirken, davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 625.00.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 20.01.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.