Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/3913 E. 2009/416 K. 05.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3913
KARAR NO : 2009/416
KARAR TARİHİ : 05.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan …’nin müvekkiline olan borcu nedeniyle yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, alacaklıları zarara uğratmak amacıyla kendisine ait taşınmazı düşük bedelle davalılardan …’e sattığını, … tarafından da diğer davalı …’a satıldığını öne sürerek, yapılan tasarrufların iptalini talep etmiş, yargılama sırasında taşınmazı …’dan satın alan … davaya dahil edilmiştir.
Davalılardan … cevap dilekçesinde, davalılardan …’e olan borcuna karşılık taşınmazı kendisine sattığını, kötü niyetinin bulunmadığını, davalı …, borçlu …’den olan alacağına karşılık taşınmazı satın aldığını ve ihtiyacı nedeniyle davalılardan …’a sattığını; davalı …, taşınmazı anlaşarak davalı …’e sattığını; davalı … ise taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların düşük bedellerle ve kısa aralıklarla davalılar arasında alınıp satılması nedeniyle davanın kısmen kabulüne, 17.366.40 YTL.nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından hükmün 1. fıkrasının infazı yoluna gidilmediği takdirde davacıya taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece davaya konu edilen taşınmazın davalılar arasında düşük bedellerle alınıp satılması ve halen borçlu davalının kullanımında bulunması nedeniyle davalıların kötü niyetli oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 17.366.40 YTL.nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bu olmadığı takdirde davacıya taşınmazın haciz ve satışını isteme yetkisi verilmesine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya içeriğine, toplanan deliller ile, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. İptal davasının konusu iptale tabi bir tasarruf ile borçlunun 3.kişiye devretmiş olduğu mal veya hak üzerinde davacı alacaklının cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde etmesidir. İptal davası, ayni bir dava olmayıp şahsi bir davadır. Dava konusu mal veya hak lehine tasarruf yapılmış olan 3. kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu 3. kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde, davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4. kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edilebilir. İİK.nun 278, 279 ve 280. maddesindeki koşulların oluşması halinde tasarrufun iptaline karar verilebilir. Taşınmazı borçludan satın almayıp 3. kişiden devralan 4. kişiler yönünden tasarrufun iptal edilebilmesi için bu kişilerin kötü niyetli olduklarının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Tasarrufa konu malı en son elinde bulunduran kişinin kötü niyeti kanıtlandığı takdirde tasarrufun iptaline karar verilmesi, kanıtlanamadığı takdirde tasarruf konusu malı elinden çıkaran kişinin elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri ile sorumlu tutularak tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Somut olayda davalı borçlu … davaya konu edilen taşınmazı 3.kişi konumunda bulunan …’e 500.00 YTL.bedelle satmış olup, … tarafından üzerindeki haciz ile birlikte 600.00 YTL. bedelle …’a, …tarafından da üzerindeki haciz ile birlikte 750.YTL. bedelle …’e satılmıştır. Bilirkişiler tarafından 2006 yılı itibarıyla belirlenen gerçek değeri ise 17.366.40 YTL.dir. Bu durumda davalı borçlu ile 3.kişi konumundaki davalı … arasında yapılan satış işleminde bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, İİK.nun 278/2 maddesi uyarınca bu tasarrufun iptale tabi olduğu anlaşılmaktadır. 4. kişi konumunda bulunan diğer davalılar yönünden ise, bu davalıların kötü niyetli olduklarının kanıtlanması gerekir. Mahkemece 4. kişi olan davalıların kötü niyetli oldukları kabul edildiği halde, hüküm fıkrasında sadece tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken hem iptal hem de davalıların tazminata mahkum edilmeleri suretiyle HUMK.nun 388 ve 389.maddeleri hükümlerine aykırı bir şekilde terditli ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde, hangi davalılar arasında yapılan satış işleminin iptali gerektiğinin mahkemece açıkça belirlenmesi, taşınmazı en son elinde bulunduran davalının da kötü niyetli olduğu kabul edildiği takdirde tasarrufun iptaline, aksi halde taşınmazı elden çıkaran diğer davalılar yönünden satış işlemi iptal edilecekse bu davalıların taşınmazı ellerinden çıkardıkları tarihteki gerçek değerleri üzerinden ve alacaklı davacının icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekirken, yazılı olduğu üzere hem iptal hem de tazminata karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 5.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.