Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/5897 E. 2009/7579 K. 16.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5897
KARAR NO : 2009/7579
KARAR TARİHİ : 16.11.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 24.2.2009 Salı günü davacı … vekili Av. … ile davalı … A.Ş. vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karar bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının kasko ve İhtiyari Mali Mesuliyet sigortacısı, dava dışı … Motorlu Araçlar Tic. Ltd. Şti’nin maliki olduğu aracın, müvekkilinin çalışmakta olduğu dava dışı … Cad. ve Giş. Çözümleri Müh Bil. Eğ. T.A.Ş’ne kiralandığını ve müvekkilinin yönetiminde iken karıştığı kaza sonucu hasara uğradığını; sigortalı araçta meydana gelen hasar için araca maliki olan … Motorlu Araçlar Tic. Ltd. Şti.’ne 16.119.54 YTL; karşı araçta meydana gelen hasar için aracın malikine 4.500 YTL ödediğini ileri sürerek toplam 20.614.54 YTL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacının sigorta poliçesinin tarafı olmaması nedeniyle dava açma ehliyetinin bulunmadığını, üçüncü şahsın araç hasarı için, ödenen tazminatın öncelikle trafik sigortasından istenilmesi gerekti-
../…

-2-
2008/5897
2009/7579
ğini, zararın trafik sigortası limitleri içinde kalması ve davacının kaza anında alkollü olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kasko sigorta poliçesinin tarafı olmadığı davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı Kasko Sigorta Sözleşmesinin akidi olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı sürücünün sevk ve idaresindeki ve davalı … şirketine kasko ve ihtiyari mali sorumluluk sigortalı aracın, 3.şahsın aracı ile çarpışarak araçların hasar gördüğü, üçüncü şahsın aracında meydana gelen hasar bedeli davacı tarafından karşılandığı, bu bedelin İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortacısından talep edildiği anlaşılmaktadır.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “sigorta teminatının kapsamı başlığını taşıyan 1.maddesinde, sigortacının aracın işletenine yüklenebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla ZMSS haddi üstünde kalan kısmının poliçede yazılı azami miktara kadar temin edeceği hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, davacı İMSS’nın ödeyeceğei poliçe limitini, 3.kişiye ödediğinden davacının sigortaya karşı dava açmakta hukuki menfaati vardır.
O halde, davacı dava dilekçesinde, karşı araçta 12.500.TL. Hasar meydana geldiği bu hasarın 8.000.TL.sinin zorunlu mali sorumluluk sigortası tarafından, kalan 4500 TL. ise, davacı tarafından karşılandığı ifade edilmekle; davacının kazaya karışan aracın malikine ödediği 4.500.TL. tazminat yönünden seçilecek hasar uzmanı bilirkişiden araçtaki
../…

-3-
2008/5897
2009/7579

hasar bedeli tesbit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.
3-Kabule göre de; davalı tarafından cevap dilekçesinde davacının 0,59 promil alkollü olduğu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortasından tazminat talebinin bu nedenle reddedilmiş olduğu ileri sürüldüğünden kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği de belirlenmelidir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca İhtiyari Mali Sorumluluk Genel Şartlarının 4/c maddesinde; aracın alkollü içkilerin etkisi altında olup, güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olan veya keyif verici maddeler almış kimseler tarafından sevk ve idare edilmesi halinde sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4/c maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde,yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikka-
../…

-4-
2008/5897
2009/7579

te almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasayağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında nöroloji doktor ve trafik uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının, davacının üçüncü şahsa ödediği 4.500.-TL yönünden karşı araçta meydana gelen gerçek zararın tesbiti için ayrıntılı, gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vEkilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 625.00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak
../…

– 5 –
2008/5897
2009/7579

duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.