Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/205 E. 2009/2873 K. 05.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/205
KARAR NO : 2009/2873
KARAR TARİHİ : 05.05.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 5.5.2009 Salı günü davacı … Bank AŞ vekili … ve davalı … vekili avukat … geldiler. Davalılar … ve … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı … vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, kendisine ait taşınmazı davalılardan …’a sattığını, onun diğer davalı …’a sattığını öne sürerek, yapılan tasarrufun iptali ile kendilerine cebri icra yapma yetkisi verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … davanın reddini savunmuş; diğer davalılar, cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davacı tarafından aciz belgesi ibraz edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, bu tür davaları elinde kat’i (İİK.nun 143.md) yada geçici (İİK.nun 105.md) aciz belgesi olan alacaklılar açabilir. Aciz belgesi davanın görülebilme koşulu olup mahkemece re’sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekir. Aciz belgesinin dava açılmadan dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay’ca onanmasından (veya bozulmasından) sonra bile sunulma olanağı vardır. Somut olayda davacının alacağı nedeniyle Kayseri 1. İcra müdürlüğünün 2005/10783 sayılı icra takip dosyası üzerinden yaptığı icra takibi sırasında 18.08.2006 tarihinde borçlunun adresinde haciz işleminin yapıldığı, bu haciz işlemi sırasında haczedilen malların değerinin borcunu karşılamaya yetmediği,borçluya ait taşınmazın icra müdürlüğünce belirlenen değerinin alacak miktarının çok altında olduğu, yine borçluya ait araçların üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı borçlunun aciz halinde olduğunun kabulü ile dava şartının gerçekleştiği düşünülerek işin esasına girilmesi, tarafların delillerinin toplanması ve ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve 625.00.-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.