Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/449 E. 2009/739 K. 19.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/449
KARAR NO : 2009/739
KARAR TARİHİ : 19.02.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya ait aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini, alacağın rücuen tahsili için davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itiraz nedeniyle takibin durduğunu açıklayarak, 1.711,63 YTL asıl alacak üzerinden yapılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ve vasisi olduğu bildirilen …, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalının mahkeme kararı ile kısıtlı olduğu, haksız fiil ehliyeti bulunmadığı ve hakkaniyet sorumluluğunu gerektirecek nedenler de olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı kasko sigorta şirketi, sigortalısına ait araca, davalının kullandığı traktörün çarpması sonucu hasarlandığını ve sigortalısına ödeme yaptığını ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın kaldırılmasını, takibin devamını talep etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalının olay tarihinde traktörün işleteni ve sürücüsü olduğu, temyiz kudretini haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Temyiz kudreti bulunmayanların sebebiyet sorumluluğu (objektif sorumluluk) Borçlar Kanunun 54.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu fıkra hükmüne göre, hakkaniyet gerekli kılıyorsa hakim temyiz kudreti bulunmayan bir kimseyi kısmen veya tam olarak tazminata mahkum edebilir. Anılan hükmün amacı, sorumluluğun, hakkaniyet düşüncesi ile kusur sorumluluğu hali dışında genişletmek olup, mümeyyiz olmayanın eyleminden hukuki bir sonuç doğurmayacağı hakkındaki genel kurala bir istisna koymaktır.
MK.md.15’e göre, temyiz kudretine sahip olmayan kimsenin fiilleri, kanundaki istisnalar saklı olmak üzere hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. MK.md.14’e göre de; temyiz kudreti bulunmayan kimse fiil ehliyetine sahip değildir. MK.16/III.md ise, mümeyyiz küçük ve mahcurların haksız fiilden doğan zarardan sorumlu olduklarını hükme bağlamaktadır. Bu hükmün karşıt anlamından, temyiz kudretine sahip olmayan küçük ve mahcurların haksız fiil (kusur) ehliyetinin bulunmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu söylenenlere uygun olarak haksız fiil sorumluluğunun genel şart ve unsurlarını düzenleyen BK. 41/1 maddesinde, failin hukuka aykırı bir fiille başkasına verdiği zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olmasını öngörmektedir. Bunun sebebi haksız fiil (kusur) sorumluluğunda kusurun, sorumluluğu kurucu şart ve unsuru olmasıdır. Ancak, MK.md 15’in açık hükmünden anlaşıldığı üzere, ” kanuni istisnalar saklıdır.” İste bu istisnanın en önlemlisi BK.md.54’de düzenlenmiştir. Gerçekten BK.54/1 md göre, hakkaniyet gerektirdiği takdirde hakim temyiz kudretine sahip olmayan kimseyi başkasına verdiği zararın tamamını veya bir kısmını tazmine mahkum edebilir. Şu halde, maddede kusur, sorumluluk için şart olmadığından, temyiz kudretinden mahrum olan kimselerin sorumluluğu, özel nitelikte bir sebep sorumluluğudur. Burada sorumluluk ilkesi hakkaniyet düşüncesine dayanmaktadır.
Hakkaniyetin, sorumlu tutulmayı gerektirip gerektirmediğinde hiç kuşkusuz tarafların ekonomik durumu büyük önem taşır. Sadece “zenginlik ” yeterli ölçü değildir. Somut olaydaki hal ve şartlara göre, karar verilmelidir. Bu hal ve şartlar arasında mümeyyiz olmayanın hürriyetinin doğurduğu özel tehlike, temyiz kudreti olmamasına rağmen, belli bir kusurun varlığı, zarara uğrayanın olay sırasındaki tutum ve davranışları gözönünde tutulmalıdır.
Somut olayda davalı, temyiz kudretine sahip olmayıp, araç maliki ve sürücüsü olduğu gibi, taşınır ve taşınmaz mallarının mevcut bulunduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu drumda mahkemece, haksız eylemi yapan davalının mali ve ekonomik durumunun araştırılması, BK.nun 54/1.maddesi hükmü tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.