YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5889
KARAR NO : 2010/2301
KARAR TARİHİ : 16.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılar …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’ün amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla Mersin Kiremithane mahallesi, 69 parselde 5.kat, 34 nolu bağımsız bölümü 4.4.2006 tarihinde kayınvalidesi davalı …’e, … mahallesi, 2357 Ada, 7 parselde, 3.kat 6 nolu bağımsız bölümü 17.4.2006 tarihinde eşinin dayısı olan davalı …’a, Bayram’ın da aynı taşınmazı 20.9.2007 tarihinde dahili davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı … dava konusu taşınmazları maddi sıkıntıları nedeniyle ve rayiç bedelle sattığını, borcun tamamının kesinleşmediğini, davacı idareye 27.3.2008 tarihinde 8.400,00 TL ödeme yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, damadına ait taşınmazı 25.000 TL bedelle aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … dava konusu taşınmazı üzerindeki ipotekle birlikte 35.000 TL’ye aldığını ve 21.9.2007 tarihinde 36.000,00 TL’ye sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili Davalı … taşınmazı iyiniyetli 4.kişi olarak ipotekle birlikte 36.000,00 TL’ye aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davalı …’ın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından hakkındaki davanın reddine, borçlu tarafından kayınvalidesi …’e yapılan tasarrufun İİK 278/1.madde gereğince bağış hükmünde olup iptale tabi olduğu, davalı …’ın borçlunun eşinin dayısı olması nedeniyle borçlunun durumunu ve
amacını bilebilecek kişilerden olduğu gerekçesiyle lehine yapılan tasarrufun İİK 280/1.madde gereğince iptale tabi olduğu, ancak taşınmazı elden çıkardığı anlaşıldığından İİK 283/2.madde gereğince tazminatla sorumlu tutulması gerektiği belirterek davalı borçlu ile … arasında Mersin Kiremithane mahallesi, 89 Ada, 69 parselde, 5.kat, 34 nolu dairenin satışına ilişkin 4.4.2006 tarihli tasarrufun takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline, cebri icra yetkisi tanınmasına, davalı … aleyhine açılan davanın kabulü ile bu davalı aleyhine açılan dava tazminata dönüştüğünden İİK’nun 283/2.maddesine göre 36.000,00 TL alacağın davacının alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılar …, … ve … tarafından temyiz edilmiş, davacı vekili 18.9.2008 tarihli dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçtiğinden mahkemenin 19.9.2008 tarih 2008/21-360 Esas ve Karar sayılı ek kararı ile davacının temyiz talebinin vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava 6183 sayılı AATÜH kanunun 24 ve devamı maddelerinde açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Yasanın 27.maddesine göre kamu alacağını ödememiş borçlulardan müddedinde veya hapsen tazyikine rağmen mal beyanında bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veya beyan ettiği malların borcuna yetersizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğu, 28/1.maddeye göre borçlunun ikinci dereceye kadar sıhri hısımlarına yaptığı ivazlı tasarrufların bağışlama hükmünde olup iptale tabi olduğu, 30/1.maddeye göre borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak amacıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerinin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğu, 31.madde de ise, 27, 28, 29, 30.maddelerde belirtilen tasarruf ve muamelelerden faydalananlar elde ettiklerini elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini bu kanun hükümleri dairesinde vermeye mecburdur” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda takip konusu 2000-2003 yılları arasındaki vergi kanunun (2002 ve 2003 yılı vergi zıyai cezası dışında) kesinleştiği, 31.5.2007 tarihli haciz tutanağından davalı
borçlunun haczedilen 270,00 TL değerindeki menkul malı dışında haczi kabil malının bulunmadığı, davalı …’in borçlunun kayınvalidesi, …’tun ise eşinin dayısı olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlunun kayınvalidesine yaptığı tasarrufun 6183 sayılı Yasanın 27 ve 28/1, …’a yaptığı tasarrufların 6183 sayılı Yasanın 30.maddeler gereğince iptaline, davalı … dava konusu taşınmazı elden çıkardığından aynı yasanın 31.maddesi gereğince naktin tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davalılar yönünden İİK’nun 278/1, 280/1., 283/2.maddeler gereğince hüküm kurulmuş olması sonucu itibarıyla doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Kabule göre de; davalı …’un dava konusu taşınmazı elden çıkardığı 20.9.2007 tarihindeki bilirkişi tarafından belirlenen 74.298,00 TL tazminatla sorumlu tutulması gerekirken tapudaki satış bedeliyle sorumlu tutulması doğru değil ise de bu husus temyiz edenlerin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar …, … ve …’un tüm temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibarıyla doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 133,60 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılar … ve …’den alınmasına 16.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.