YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7582
KARAR NO : 2010/11539
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının maliki olduğu ve müvekkili şirkete Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi ile sigortalı aracın, dava dışı sürücünün alkollü olarak yönetimi sırasında 3. kişinin aracına verdiği hasar bedelinin müvekkilince 1.450,00 TL olarak ödendiğini belirterek, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın 4-d maddesi uyarınca fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere bu meblağın 07.04.2006 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre olayın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2 nci madde hükmü uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Taraflar arasındaki
2010/7582
2010/11539
Poliçe genel şartları gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün alkolün etkisi ile kazaya neden olması gerekir.
Somut olayda, trafik sigortalı araç sürücüsünün kaza tespit tutanağına göre kaza sırasında 3.29 promil alkollü olduğu, dava konusu kaza öncesi iki maddi hasarlı, bir yaralamalı kazaya karışarak kaza yerine geldiği ve park halinde bulunan dava dışı araca çarptığı anlaşılmaktadır. Sigortalı araç sürücüsü, hazırlık soruşturması sırasında vermiş olduğu ifadesinde, moralinin bozuk olması nedeniyle 4 şişe bira içtikten sonra minibüsüne binerek evine gitmek için aracı kullandığını, caddeyi geçtikten sonra Tuzcuların orada bulunan manavın az ilerisinde aracının su arkına düştüğünü hatırladığını, aracıyla cadde üzerinde hangi araca ve kime çarptığını hatırlamadığını, olayların nasıl olduğunu bilmediğini, almış olduğu alkolün etkisi ile olayların meydana geldiğini bildirmiştir. Bu durumda olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği, açıkça ortadadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun olayın oluş şekline uygun olmadığı gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş; hasar uzmanı bilirkişiden dava dışı 3. kişiye ait araçta meydana gelen hasarın saptanması yönünde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.