Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10371 E. 2011/2409 K. 17.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10371
KARAR NO : 2011/2409
KARAR TARİHİ : 17.03.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak ve tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı-K.davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı –karşı davalı- (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2079 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına 19.01.2009’da haciz konulan 44 ER 730 plaka sayılı aracın 12.01.2009’da üçüncü kişi tarafından noterde yapılan sözleşme ile satın alındığını, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiğini, 06.02.2009’da tescil işlemi için başvuruda bulunduklarını belirterek süresiz şikâyet başvurularının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı –karşı davacı- (alacaklı) vekili, dava konusu aracın takip borçlusunun adına kayıtlı olması nedeni ile kaydına haciz koydurduklarını, üçüncü kişinin borçlu ile aynı sektörde çalıştığını ve borçlunun mali durumunu bilebilecek durumda olduğunu, satışın alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı yapıldığını, satış bedelinin banka kanalı ile ödenmediğini ve fatura da düzenlenmediğini, dava istihkak olarak kabul edilirse kendilerinin de tasarrufun iptali taleplerini dava olarak ileri sürdüklerini belirterek istihkak iddiasının reddine ve tazminata, tasarrufun iptali davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın trafik kaydına haciz konulmasından önce noterde yapılan sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığı, mülkiyetin de hacizden önce davacıya geçtiği “ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkında dayalı olarak ileri sürdüğü “istihkak” iddiasına ilişkindir.
İİK’nun 96/3. maddesi uyarınca haczi öğrenen üçüncü kişinin 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde istihkak iddiasını ileri sürmesi gerekir.
Davacı, 06.02.2009’da tescil işlemi için trafik tescil müracaat formu ile yaptığı başvuru sırasında haczi öğrendiği halde; İcra Müdürlüğü’ne başvurarak istihkak iddiasında bulunmamış, yaklaşık 3 ay sonra doğrudan dava açmıştır. 7 günlük hak düşürücü süreyi kesen bir işlem de bulunmadığına göre açılan davanın süre aşımından reddi yerine işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
I-Dava, 28.05.2009’da maktu peşin harç yatırılarak şikâyet başvurusu olarak açılmış, 07.07.2009’a kadar 1 aydan uzun bir süre ile evrak üzerinden karar verilmediği gibi duruşma günü de verilmemiştir. Tensip tutanağında dava şikâyet başvurusu olarak nitelendirilip duruşmalı inceleme yapılması kararlaştırılmış, yargılama süresince de davanın istihkak olarak kabul edildiğini gösteren bir ara karar oluşturulmadığı gibi bu yönde bir değerlendirme ve uygulama da yapılmamış, bu bağlamda İİK’nun 97/11. maddesi hükmü gözetilerek peşin harcın nispi karar ve ilam harcının 1/4’üne tamamlanması yönünde bir ara karar da oluşturulmamıştır. Gerekçeli kararda ise dava istihkak olarak nitelendirilmiş ve kabul edilen davada nispi karar ve ilam harcına hükmedilmiştir.
II-Diğer yandan dava konusu aracı satan borçlu … Yemek Fabrika Ltd. Şti.nin takibe dayanak senetle ilgili açtığı imzaya itiraz davası kabul ile sonuçlandığına göre, bununla ilgili İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 15.04.2010 gün, 433–687 sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, sonucuna göre davanın konusuz kaldığı belirleniyorsa, karar verilmesine yer olmadığına karar verilip, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ile nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmaması isabetli değildir.
Davalı alacaklı taraf ise 21.10.2009 ve 11.11.2009 tarihli cevap dilekçelerinde davanın istihkak olarak kabul edilmesi halinde İİK’nun 97/17. maddesi uyarınca tasarrufun iptali istemlerinin de bulunduğunu dile getirmiştir. Karşı dava için de Harçlar Kanunu’nun 6, 16, 30. maddeleri gözetilerek peşin karar ve ilam harcı için davalı alacaklı tarafa süre verilip, yatırması halinde tasarrufun iptali ile ilgili bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de hatalı olmuştur ve bu durum, Anayasa’nın 36/1. maddesinde teminat alınan savunma hakkı ile (18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih,89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde de düzenlenen) adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmektedir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-k.davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı-karşı davacı alacaklıya geri verilmesine 17.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.