Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/11063 E. 2011/9767 K. 25.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11063
KARAR NO : 2011/9767
KARAR TARİHİ : 25.10.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili,müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın tek taraflı kazada ağır hasar gördüğünü araç bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6.000 TL. tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş,slah dilekçesi ile talebini 31.150 TL..ye çıkarılmıştır.
Davalı vekili, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sürücü değişikliği yapıldığını, gerçek sürücünün alkollü olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre;sigortalının sigorta şirketine gerçeğe aykırı ihbarda bulunduğu, ispat yükünün yer değiştirdiği, davacının hasarın teminat kapsamında kaldığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler

neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olaya bakıldığında; kaza tesbit tutanağında, ihbar üzerine olay mahaline gelindiğini, aracın takla atmış vaziyette olduğunu, aracın şoför mahallindeki güneşlikte kan izlerinin bulunduğunu aracın etrafında dolanırken olay mahalline… plakalı araçla … isimli şahsin geldiğini, kaza yapan aracın sürücüsü olduğunu söylediğini, ihbarda bulunan şahısla yapılan telefon görüşmesinde, kaza yapan aracın şoförünü, şoför mahallinden çıkardığını, şahsın 25-30 yaşlarında olduğunu söylediğini belirtmişler, daha sonra mahkemedeki ifadelerinde tutanağını doğrulamışlardır. Kazayı ihbar eden …’da, tutanakta ve mahkemede vermiş olduğu ifadesinde, tutanağı doğrulamıştır.
Davacı tanıkları ise, aracın … tarafından kullanıldığını ifade etmişlerdir.
Kaza tesbit tutanakları, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerdendir. Kaza tesbit tutanağı mümzileri sürücü …’in kazadan sonra olay yerine geldiğini, kazayı ihbar eden …’da, aracın şoför mahallinden 25-30 yaşlarında genç birisinin çıkarıldığını söylemiştir. Bu durumda aracı kullanan … olmayıp başka bir kişinin olduğu anlaşılmış ve bu şekilde TTK.nun 1281. maddesi gereğince ispat külfeti yer değiştirerek davacı tarafa geçmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; ispat külfeti yer değiştirip, davacı tarafa geçtiğinden, davacıya kazanın (rizikonun) kasko sigortası poliçesi teminatı içinde kaldığının ispatı konusunda tüm delillerin sunması için mehil verilmesi, tüm deliller toplandıktan sonra TTK.nun 1292/son maddesi de gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.