YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2297
KARAR NO : 2010/7162
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Konya 14.İcra Müdürlüğünün 2008/3678 esas sayılı takip dosyasında, müvekkilinin işyerinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, ileri sürerek haczin kaldırılması ile davalı alacaklının % 40 tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında işyerinde bulunan işçiler üzerinde borçlu şirkete ait tişörtler olduğunu, işyeri camlarının borçlunun ünvanının yazılı olup haciz mahallinde borçluya ait evrakların bulunduğunu, haczedilen şekerlemelerin üzerinde de borçlu şirketin ambalajının olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu temsilcisi duruşmada, mahcuzların davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına, tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu mallar 3.kişinin işyerinde haczedilmiş ise de haciz yapılan işyerinde çalışan işçilerin üzerlerinde borçlu şirketin isminin yazılı olduğu tişörtlerin bulunduğu, işyeri camlarında borçlu şirketin isminin yazılı olduğu haciz tutanağı içeriğinden anlaşılmaktadır. Mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararınadır.
Bu yasal karinenin aksi, ileri süren 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillere ispat edilmelidir. 3.kişinin işyerinin kendisine ait olduğunu belirterek sunduğu borcun doğumundan sonraya ait kira sözleşmesi ile vergi kaydı ve ayırt edici özelliği bulunmayan faturalar mülkiyeti ispata yeterli değildir. Vergi kaydı ve kira sözleşmesinin alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olarak yapılan işlemler olduğu dosya kapsamı ile açıkça ortadadır. Ayrıca, soyut düzeyde kalan ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen tanık anlatımları da yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Bu nedenle danışığa dayalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alına harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 23.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.