YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6534
KARAR NO : 2011/4702
KARAR TARİHİ : 12.05.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.Kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2007/4940 sayılı takip dosyasında 27.04.2007’de fiilen haczedilen … plaka sayılı aracın üçüncü kişi tarafından 25.01.2007’de noterde yapılan sözleşme ile satın alındığını, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiğini, aradaki arkadaşlık ilişkisi gereği zaman zaman borçlunun aracı alıp kullandığını, bu sırada haczedildiğini, ancak borçlunun hacizle ilgili bilgi vermeyip kaza yaptığını ve aracın tamirde olduğunu söylediğini, haczi 22.06.2007’de öğrenerek süresinde istihkak iddiasında bulunduklarını, belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiş, bozmadan sonraki aşamada ise dava konusu haczin ilk hükümden sonra 19.10.2007’de kaldırıldığını, davanın konusuz kaldığını belirtmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu aracın borçlunun zilyetliğinde iken, ruhsat kaydına da bakılarak fiilen haczedildiğini, bu sırada ya da sonrasında istihkak iddiasında bulunulmadığını, üçüncü kişinin hacizden iki ay sonra istihkak iddiasında bulunduğunu, üçüncü kişinin borçlu ile birlikte muvazaalı hareket ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “27.04.2007’de fiilen haczedilen dava konusu aracın noterde yapılan sözleşme ile 25.01.2007‘de üçüncü kişi tarafından satın alındığı, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiği “ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay yüksek 21. H.D.nin 17.03.2009 gün, 7964–3890 sayılı kararı ile davanın süre aşımından reddi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “21.Hukuk Dariresinin bozma ilamı doğrultusunda İcra Müdürlüğü’ne sunulan istihkak dilekçesi içeriğine göre üçüncü kişinin haczi aynı gün öğrendiğinin kabulü gerektiği, 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde istihkak iddiasında bulunulmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, dosya temyiz incelemesi için ele alınmadan önce alacaklı vekilinin istihkak iddiasını kabul beyanı içeren bir dilekçe gönderdiği görülmüştür.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davası 7 günlük hak düşürücü süreye bağlıdır ve süreye uyulmadığı taraflarca ileri sürülmese dahi Mahkemece her aşamada re’sen gözetilmelidir. Bu özelliği ile istihkak davalarında öngörülen hak düşürücü süre bir dava şartıdır.
Dava şartının öncelikle göz önünde bulundurulmasında ve davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla temyiz aşamasında ileri sürülen kabul beyanının dikkate alınmamıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre; davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,25 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı 3.kişiden alınmasına 12.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.