YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13220
KARAR NO : 2012/1508
KARAR TARİHİ : 13.02.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, …. İcra Müdürlüğü’nün 2007/18182 sayılı Takip dosyasında 05.06.2009’da üçüncü kişi bankanın … Şubesi’ne gidilerek mülk sahibi olan takip borçlusuna ödenen kira bedellerinin 01.07.2009’dan itibaren icra dosyasına yatırılması yönünde ihtarat yapıldığını, buna karşı istihkak iddiasında bulunmaları üzerine İcra Müdürlüğü’nün takip alacaklısına istihkak iddiasının reddi konusunda dava açması için süre verdiğini, açılan davanın da red ile sonuçlandığını, ancak temyiz incelemesi sırasında 12. Hukuk Dairesi tarafından bozma kararı verildiğini, yerel mahkemenin bozmaya uyma kararı vermesinden sonra 04.02.2010’da aynı adrese yeniden gelinerek 01.07.2009’dan itibaren işlemiş kira bedelleri toplamı olan 10.000,00.-TL’nin ödenmesi talebinde bulunulduğunu, bu paranın aynı gün ödendiğini, davacının haciz uygulanan taşınmaz üzerinde 1. derecede ipoteğinin bulunduğunu, mülk sahibinin kira bedellerini üçüncü kişi bankaya temlik ettiğini, paranın bulunduğu hesabın da davacı lehine rehinli olduğunu belirterek kira bedellerinin icra dosyasına yatırılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, üçüncü kişinin 1. derecede ipotek alacaklısı olmasının ipotek takibi alacaklısına yasa ile tanınan kira bedellerini talep etme hakkını ortadan kaldırmayacağını, üçüncü kişinin takip tarihi itibarı borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı bir icra takibinin de bulunmadığını, sonradan başlatılan takibin
bu davanın sonucunu etkilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davalı alacaklı tarafından borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, bu sırada takip borçlusunun kiracısı olan üçüncü kişi banka şubesinin kendi nezdinde bulunan borçlu hesabına yatırılmış 10.000,00.-TL kira bedelini icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı, kira bedeli üzerinde kredi alacaklarından kaynaklanan rehin haklarının bulunduğunu iddia ederek iadesini talep ettiği, ancak henüz muaccel hale gelmemiş ve takip konusu yapılmamış kredi alacağının ipoteğin önüne geçemeyeceği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, üçüncü kişinin rehin ve hapis hakkına dayanarak İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca ileri sürdüğü “istihkak iddiasına” ilişkindir.
Takip borçlusu ile davacı üçüncü kişi bankanın imzaladığı 28.09.2005 tarihli konut kredi sözleşmesinin 3. maddesi ile; borçluya ait hesaplar ile kıymetli evrakları üzerinde Banka’nın herhangi bir ihbara gerek kalmadan takas ve hapis hakkının bulunduğu, mevcut ve ileride doğacak banka alacaklarına karşı teminat teşkil ettiği, bu nedenle de rehinli olduğu kabul edilmiştir. Öyleyse davacının dayandığı rehin ve hapis hakkının anılan kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte doğduğunun kabulü gerekir. Borcun 26.01.2010’da kat edilerek sonradan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine konu edilmesi ise bu sonucu değiştirmeyecektir. Öte yandan alacaklı bankanın borçluya karşı ileri sürebildiği rehin hakkını borçlunun alacaklısına karşı da istihkak iddiası ile ileri sürebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşik uygulaması da bu yöndedir. (H.G.K. 21.9.2011 tarih 2011/17-513-549 sayılı kararı)
Gerçekten de TMK’nun 881. maddesinde: “Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir…” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre; anılan düzenleme alacak rehnine kıyasen uygulandığında, ileride doğacak alacakların da rehnedilebileceği sonucuna varılabilir.
Öyleyse somut olayda, üçüncü kişinin rehin ve hapis hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasında işin esasına girilerek inceleme yapılmalıdır. Buna göre ….İcra Müdürlüğü’nün 2010/4028 sayılı Takip dosyasında yapı-
lan ve yukarıda değinilen kredi sözleşmesi ile ilgili ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipteki satış bedelinin (üçüncü kişinin alacağının) borcun tamamını karşılayıp karşılamadığı bilirkişi incelemesi ile tespit edilmelidir. Karşılamıyorsa, dava konusu para üzerinde rehin ve hapis hakkının bulunması nedeni ile istihkak iddiasının kabulüne, karşılıyorsa istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerekecektir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye davalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 13.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.