Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7190 E. 2012/1458 K. 13.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7190
KARAR NO : 2012/1458
KARAR TARİHİ : 13.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazdaki payının davalı …’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu vasisine tebligat yapılmış, ancak davaya cevap vermemiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, payın gerçek değeri ile satış bedeli arasında bedel farkı oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 8 pafta 4303 parselde kayıtlı taşınmazın 3/16 hissesinin satışının iptali ile borçlu Mehmet adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Borçlu ile davalı … arasında yapılan resmi satış sırasında belirlenen değer 5.000-TL olmasına rağmen, bilirkişilerce satış tarihi itibariyle bulunan gerçek değer toplam 48.764-TL olup borçlunun 3/16 nispetinde hissedar olduğu dikkate alındığında payına isabet eden gerçek değerin 9.143-TL olduğu, bu nedenle satışta bedel farkının oluşmadığı anlaşılmış ise de davalı …’in dava konusu taşınmaz üzerindeki evde 2005 yılından beri oturduğu ve satış tarihi itibariyle taşınmazda hissedar olması nedeniyle borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak ya da alacaklıyı ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle tasarrufun iptali gerekir (İİK. 280/I). Bu durumda davalı
Kadir’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle bu kısma ilişkin doğru bulunan kararın HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca değişik bu gerekçe ile ONANMASI gerekmiştir.
2-İİK.nın 277 ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, yapılan tasarrufların butlanına hükmetmektir. Borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarruflarının “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını engellemek ve tasarrufa konu mal üzerinde kaydın düzeltilmesine gerek olmaksızın taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte Yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.Bu nedenle taşınmaz hakkında tescil hükmü verilemez.
Diğer taraftan tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve ferilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali gerekirken alacak miktarı ve takip dosyası belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Ne var ki bu husus yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, kararın 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2.maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenler ile dosya içeriğine göre borçlunun aciz halinin sabit olması karşısında davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan “satışının” kelimesinden sonraki bölümün metinden çıkartılarak yerine ”…. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2995 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iptali ile alacaklıya cebri icra yetkisi tanınmasına” ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 13.2.2012 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi.