Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/8333 E. 2012/1945 K. 21.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8333
KARAR NO : 2012/1945
KARAR TARİHİ : 21.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

-K A R A R-

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı 3.kişi vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 21.02.2012 Salı günü davacı alacaklı vekili Av. … ile davalı …Nak. Akaryakıt İnş. Mad. San. ve Tic. A.Ş vekili Av. … geldiler. Diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili,….İcra Müdürlüğünün 2010/3253 takip sayılı dosyasından, borçlu şirkete ait fabrikada yapılan 11.05.2010 tarihli haciz sırasında makinelerin 3.kişiye ait olduğu iddiası ile 3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunulduğunu belirterek İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak 3.kişinin istihkak iddiasının reddini istemiştir.
Davalı 3.kişi vekili,fabrikanın bulunduğu taşınmazın 28.08.2008 tarihinde … Finansal…AŞ tarafından satın alındığını, 3.kişinin fabrikayı finansal kiralama şirketinden kiraladığını, içindeki makinelerin 22.03.2010 tarihinde borçludan satın alındığını, ancak takip konsu alacağın muvazaalı ve amacın 3.kişiye zarar vermek olduğunu, ayrıca makinelerin fabrikanın ayrılmaz parçaları olarak haczinin mümkün olmadığını belirterek, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket yetkilisi,sahibi oldukları fabrikanın bulunduğu taşınmazın 3.kişi tarafından finansal kiralama şirketi aracılığı ile satın alınıp bedelinin ödendiğini, ancak makineler ile ilgili sözleşmenin yapılmadığını, alacaklının takibi üzerine 22.03.2010 tarihli menkul satış sözleşmesi hazırlandığını, anka aracılığı ile ödeme yapılmış gibi gösterildiğini, ancak bedelin kendisine ödenmediğini belirtmiştir.
Mahkemece, haciz adresindeki fabrikadaki makinelerin borcun doğumundan ve takipten sonra 3.kişiye yapılan satışının alacaklının haklarını etkilemeyeceği, İİK’nun 44.maddesine uygun işyeri devri olmadığı gibi BK’nun 179.maddesine göre de 3.kişinin borçlardan sorumlu olacağından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 11.05.2010 tarihinde 3.kişi şirket yetkilisinin huzurunda yapılmıştır. Haczin yapıldığı fabrika 28.08.2008 tarihinde Ak Finans…AŞ. tarafından borçludan tapudan satın alınmış ve davacı 3.kişiye kiralanmış, makineler ise 22.03.2010 tarihinde borçludan satın alınmıştır. İİK’nun 99.maddesi gereğince ispat külfeti alacaklıya attir. Alacaklı hacizli makineler üzerinde 3.kişinin bir hakkı olmadığını ve borçluya ait olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
İİK’nun 99. maddesi uyarınca açılan istihkak davasının dinlenebilmesi koşullarından birisi de, geçerli bir alacağa dayalı takip yapılmış olmasıdır. Davalı 3.kişi, takip konusu 791.597,65 TL alacağın gerçek olmadığını, gerçek bir alacak ilişkisi bulunmadığını, takibin danışıklı olduğunu iddia etmektedir. Gerçekten de takip daynağı bono, 601.149,99TL üzerinden ve nakden alınan para için … lehine borçlu şirketler tarafından düzenlenmiştir. Bu miktar paranın ne sebeple verildiği hususu aydınlatılmamıştır. Alacaklı aynı zamanda … Makine San….Ltd Şirketi’nin sahibi olmasına rağmen senet şahsı adına düzenlenmiş ve nakten verilmiştir. Öte yandan bu miktar alacak için sadece fabrikadaki makineler haczedilmiş, ancak istihkak iddiası nedeniyle muhafaza altına alınamamış olduğu halde başkaca haczedilebilir mal araştırmasına gidilmemiştir.

Bu halde öncelikle, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olup olmadığı hususu araştırılmalıdır. Mahkemece, takip dayanağı bononun düzenlenme nedeni ve tacir olan borçlu şirket kayıtlarında olup olmadığı, borçlular ve alacaklı arasında bu borcun doğumunu gerektiren ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, gerekirse konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile alacaklı ve borçluların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak saptanmalıdır.
Alacağın gerçek olduğunun belirlenmesi durumunda ise, hacizli makinelerin MK’nun 684. maddesinde belirtilen bütünleyici parça niteliğinde olup olmadığının tesbiti gerekmektedir. MK’nun 684. maddesine göre bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, birleştiği malın maliki olan kimsenin mülkiyetine girer ve bağlı bulunduğu taşınmazdan ayrı olarak haczedilmesi olanaksızdır.
Dava konusu makinelerin bulunduğu, taşınmaz borçlu tarafından dava dışı Ak Finans …AŞ’ne satıldığından bu taşınmaza bağlı bütünleyici parçalar da satın alan şirkete geçmiş, borçlunun mükiyet hakkı sona ermiştir.
Alacağın gerçek olmadığının tesbiti halinde alacaklının gerçek olmayan bir alacağa dayalı olarak hak elde etmesi mümkün olamayacağından davanın reddine karar verilmelidir. Aksi durumda, yani alacağın gerçekliğinin saptanması halinde, hacizli makinelerin bulunduğu fabrikada uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak ve taşınmazın tapu kayıtları da celp edilerek dava konusu makinelerin hukuki nitelikleri tesbit edilmelidir. Makinelerin fabrikanın bütünleyici parçası olduğunun tesbiti halinde de yine davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı 3. kişiye verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı 3. kişiye geri verilmesine 21.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.