Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/8997 E. 2012/1113 K. 06.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8997
KARAR NO : 2012/1113
KARAR TARİHİ : 06.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, ….İcra Müdürlüğü’nün 2008/7114 sayılı Takip dosyasında trafik kaydına 15.10.2008’de haciz konulan 33 HH 757 plaka sayılı aracın noterde yapılan sözleşme ile 09.10.2008’de davacı tarafından satın alındığını ve mülkiyetin hacizden önce üçüncü kişiye geçtiğini, haczin kaldırılması taleplerinin İcra müdürlüğü tarafından reddedildiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin, aracın trafik kaydına göre konulduğunu, fiili yakalamanın 20.12.2008’de yapıldığını, davanın ise bu tarihten yaklaşık 6 ay sonra açıldığını, istihkak iddiasının 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediğini, yakalama sırasındaki araç sürücüsünün borçlu şirket çalışanı ve aynı zamanda şirket ortaklarının da akrabası olduğunu, alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davanın yasal süresinde açılmadığı konusunda tanık dinlenemeyeceği, yazılı delil sunulması gerektiği, aracın kaydına haciz konulmasından
önce noterde yapılan sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığı, davacının ekonomik durumu uygun olmasa da borç, bağış vb. yollarla satış bedelini temin etmiş olabileceği, fiili yakalama sırasında sürücünün borçlu şirket çalışanı olmasının aracın emaneten alındığı anlamına gelebileceği, tasarrufun iptali davası açılmadığından noter satış sözleşmesinin geçerliliğini koruduğu, öte yandan dava konusu aracın tedbir kararında belirtilen teminat yatırılmadığından satıldığı ve istihkak davasının da satış bedeline dönüştüğü“ gerekçesi ile davanın kabulü ile satış bedelinin alacaklıya ödenmeyip davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu icra takibine konu çeklerden birisi 08.10.2008, diğerleri ise 15.10.2008 ve 22.10.2008 tarihlidir. Araç satışı işlemi bir kısım borcun doğumundan sonra yapılmıştır. Diğer çek tarihleri ile araç satış tarihi arasında çok kısa bir zaman dilimi vardır. Kaldı ki ticari yaşam içinde çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Diğer yandan 22.10.2008 tarihli el koyma işlemi sırasında aracın zilyedi olduğu anlaşılan dava ve takip dışı Savaş Eker isimli şahıs 17.02.2001–20.10.2008 arasında borçlu şirketin çalışanıdır.
Davacının satın aldığı aracın yakalandığını yaklaşık 5 ay sonra öğrendiğini ileri sürmesi, bu sırada aracın zilyedinin de kendisi yerine borçlu şirketin bir çalışanının olması aslında yapılan işlemin gerçek bir satış olmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte davacı üçüncü kişinin, asgari ücretle çalışmakta olup aracı alım gücünün bulunduğunu kanıtlayamaması da varılan bu sonucu destekleyen diğer bir husustur.
Öyleyse belirtilen bu koşullarda, dava konusu aracın üçüncü kişiye devrine yönelik satış işleminin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak yapıldığının kabulü gerekirken istihkak iddiasının yerinde bulunması hatalı olmuştur.
Takip hukukuna ilişkin davalarda dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile hacizli mal değerinden hangisi az ise o değer oluşturmaktadır. Araç hacizlerinde ise dava değe-
rinin tespitinde (alacak miktarından az ise) kasko değerinin, hükümden önce mahcuzun satışı yapılıp kesinleşmişse bu kez satış bedelinin dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi de isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 6.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.