Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9741 E. 2012/3147 K. 14.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9741
KARAR NO : 2012/3147
KARAR TARİHİ : 14.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın, davalının maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13.000,00 TL’nin 11.01.2008 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 9.100,00 TL. tazminatın 11.01.2008 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
HUMK’nun 275 maddesi (6100 sayılı HMK’nun 266.md.) gereğince “mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” Halefiyete dayalı rücu hakkı TTK’nun 1301/1.maddesi hükmü gereğidir. Mahkemece sigortalıya ödenen
tazminat miktarı değil, sigortacının ödemesi gereken gerçek zarar miktarının araştırılması gereklidir. Zarar veren sigortalıya ödenen tazminat miktarından değil, gerçek zarardan sorumludur. Davalı vekili davanın reddini talep ettiğine ve hasar miktarını kabul ettiğine dair açık bir beyanı da bulunmadığına göre hasar miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığından söz edilemez.
Bu durumda mahkemece, aracın onarımının ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise hasar bedeli, ekonomik değil ise aracın markası, modeli ve yaşı nazara alınarak kaza tarihi itibariyle ikinci el satış bedeli ve sovtaj değerlerinin belirlenmesi için seçilecek hasar uzmanı bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.