Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/11560 E. 2013/9003 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11560
KARAR NO : 2013/9003
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili,davalı borçlu … Taahhüt Elektrik İnşaat San ve Tic Aş.’nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla … Elektrik Dağıtım AŞ’deki 1.500.000,00 TL’lik alacağını 10.8.2009 tarihinde davalı …’a temlik ettiğini belirterek davalılar arasındaki temlik tasarrufunun iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu şirket savunma yapmamıştır.
Davalı …, dava konusu temlik nedeniyle tahsilat yapmadığını ve temlikten vazgeçtiğini bunu … Elektrik Dağıtım AŞ’ye bildirdiğini davanın konusuz kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre, takip tarihleri ile temlikname tarihi, davalı …’ın temliknamenin düzenlenmesinden sonra davalı borçlu şirkete para aktarması, davalı …’ın mali ve ekonomik durumu dikkate alındığında 1.500.000,00 TL alacağın sahibi olmasının mümkün görülmemesi, davalı … ile borçlu şirket arasında nasıl bir ticari ilişki olduğunun anlaşılamaması, bu konuda davalı tarafça ticari ilişkinin varlığını ispatlayan hiçbir delilin ortaya konması, davalı …’in borçlu şirkete zaman içinde para aktarmış olması, alacaklı olduğu halde diğer taraftan alacaklı gözüktüğü şirkete yüklü miktarda para
aktarmasının temliknamenin muvazaalı olarak düzenlendiği sonucuna ulaşılmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu temliknamenin Eskişehir 2.İcra Müdürlüğünün 2009/13119 sayılı dosyasına yönelik iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı yasanın 281/3 maddesi ise “davalılardan herhangi biri davacının alacağını ödediği takdirde, dava redolunur” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davacının alacaklı olduğu 2009/13119 sayılı takip dosyasındaki borç dava açıldıktan sonra 2.9.2010, 8.9.2010 ve 24.9.2010 tarihli ödemeler ile infaz edildiği ve takip konusu çekin 12.5.2011 tarihinde borçlu şirket yetkilisine teslim edildiği anlaşıldığından İİK 281/3 madde gereğince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yerolmadığına ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; İİK’nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder. (İİK.md.283/1). Bu yasal düzenleme nedeniyle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir davadır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nın 277 md) bulunması gerekir.
Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nın 278.maddesinde
akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nın 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nın 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda, dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının Eskişehir 2.İcra müdürlüğünün 2009/13119 sayılı takip dosyası yönünden 12.12.2009 keşide tarihli 75.000,00 TL’lik çeke dayalı olduğu, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği ,alacağın gerçek olduğu, iptali istenen tasarrufun ise takip konusu alacaktan önce 10.8.2009 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, takip konusu çekin borçlu şirket ile aralarındaki beton direk ve travers ticaretinden doğduğunu belirttiğinden (12.10.2009 tarihli çekin varlığı da değerlendirildiğinde) öncelikle alacağın 12.12.2009 tarihli çekten önce doğduğunun davacı alacaklı tarafından ispatlanması gereklidir. Bu amaçla takip konusu borcun iptali istenen tasarruftan önce doğduğunun tespiti amacıyla davacı ve davalı borçlu şirkete delillerini bildirmesi için süre verilmesi, gerektiğinde tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre; takip konusu alacağın iptali istenen tasarruftan önce doğduğu ispatlandığı takdirde diğer iptal koşullarının araştırılması, ispatlanamaması halinde ise davanın önkoşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Yine anılan takip dosyası yönünden sunulmuş aciz belgesi de olmadığından bu konudaki eksikliğin davacı vekiline verilecek makul süre içinde giderilmesi ve sonucuna
öre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Davalı …’ın 6.2.2012 tarihli savunma dilekçesinden dava konusu temliknameye konu alacağı tahsil etmediğini ve temliknameden 30.3.2010 tarihinde feragat ettiğini belirterek Bakırköy 3.Noterliğinin 30.3.2010 tarihli temlikten feragat belgesini sunduğu anlaşıldığından adı geçen davalının savunması üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.