YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7883
KARAR NO : 2013/6549
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından vekalet ücreti yönünden ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı …’a onun da diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece taşınmazın düşük bedelle ve mal kaçırma amacı ile satılmış olması nedeniyle davanın kabulüne ve 288.000.00 TL.nin …’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından vekalet ücreti yönünden ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İİK.nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu
malların aynı ile ilgili değildir. İİK.nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda mahkemece davaya konu taşınmazın davacının alacağının doğumundan sonra düşük bedelle el değiştirdiği, taşınmazın üçüncü kişi tarafından da elden çıkarıldığı satışların alacağı karşılıksız bırakmak için muvazaalı olarak yapıldığı anlaşıldığından ve üçüncü kişide taşınmazı elden çıkardığından, üçüncü kişi olan … yönünden tasarrufun iptaliyle bedele dönüştürülerek bu davalıdan alınmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalılardan …’nın elden çıkardığı bedeli olan 288.000,00TL.nin davalı …’dan tahsiline karar verilmiştir. Ancak 4. kişi konumunda davalı … yönünden karar gerekçesinde her hangi bir açıklama olmadığı gibi hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde davalı … yönünden olumlu ya da olumsuz hiç bir hüküm oluşturulmamış olmakla hüküm kendi içinde çelişki yaratmıştır. Ayrıca mahkemece 22.02.2011 tarihli dilekçede davacı tarafın dava değerini ıslah ettiği gözden kaçırılarak davanın ıslahı olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Bu nedenle mahkemece davanın neden bedele dönüştürüldüğü ve 4. kişi konumunda olan davalı … yönünden dava reddedilmiş ise gerekçesinin ne olduğunun karar yerinde tartışılması, mahkeme gerekçesinin 6100 sayılı HMK.nın 297. maddesine uygun olarak, açık, şüphe ve tereddüte yer vermeyecek şekilde yazılması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’a geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.