Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1161 E. 2012/6852 K. 28.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1161
KARAR NO : 2012/6852
KARAR TARİHİ : 28.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalının sigorta tazminatı ödemediğini ve hasarı tespit ettirdiklerini ileri sürerek, 13.500,00 TL. nın 05.3.2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza ile hasarların uyuşmadığını, doğru ihbar yapılmadığını, rizikonun teminat dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, kaza ile hasarların uyumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; olaya ilişkin olarak düzenlenen ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğindeki 26.1.2010 tarihli kaza tespit tutanağına göre … plakalı sigortalı aracın … plakalı araçla karşılıklı olarak çarpıştığı belirtildiği gibi, dinlenen tutanak imzacısı tanık kaza tutanağını doğrulamış, taraf sürücüleri arasında tanık olarak dinlenen resmi görevlinin de imzasını içeren anlaşma tutanağı düzenlenmiş, aracın fotoğrafları çekilmiş, yapılan ekspertiz incelemesinde aracın hasarlandığı belirlenmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, özet olarak kaza ile hasarların uyumlu olmadığı, karşılıklı çarpışmada bu hasarların oluşmayacağı, kazanın farklı şekilde meydana geldiği belirtilmiş ise de yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediği ve davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği hususu ispat külfeti üzerinde olan sigortacı tarafından somut delillerle ispatlanabilmiş değildir.
O halde mahkemece, dava konusu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığının kabulü ile sigortalı araçta oluşan gerçek zarar miktarının ve aracın perte ayrılma durumu da irdelenmek üzere makine mühendisi uzman bilirkişiden alınacak raporla belirlenmesinden sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.