YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1526
KARAR NO : 2012/6877
KARAR TARİHİ : 28.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın karıştığı kazada pertotal olduğunu, başvuruya rağmen davalı … şirketinin ödeme yapmadığını belirterek 32.600.00 TL poliçe bedeli ve 400.00 TL araç mahrumiyeti olmak üzere toplam 33.000.00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın oluş biçimi ile araçtaki hasarın uyuşmadığını, talebin fâhiş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 27.600.00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yargılama giderleri hesaplanıp hüküm altına alınırken, davacı tarafından yapılan toplam yargılama gideri 576.70 TL olduğu halde, davalı tarafça yatırılan 600.00
TL bilirkişi ücretinin de eklenip 1.176.70 TL olarak belirtilmesi ve davalı aleyhine fazla yargılama giderine karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün, 6100 sayılı HMK.’nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.’ nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin 3. bendindeki “1.079.20 TL“, 1.176.70 TL” ve “984.14 TL” ibarelerinin hükümden çıkartılarak, yerine sırası ile “479.20 TL“, “576.70 TL” ve “482.33 TL” ibarelerinin yazılmasına, ayrıca hüküm fıkrasının 3. bendinin sonuna “davalı tarafından yapılan 600.00 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre 98.18 TL’nın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,“ tümcesinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28.5.2012 gününde Üye ……’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK. 1269 maddesi uyarınca malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür.
Böyle bir halde sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkınında öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan şayet kendi menfaatinide zedelendiği takdirde tazminat istemek hakkına sahip olur. Taraf (sıfat) ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda davalıya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araç dava dışı Antalya … Şubesine rehinli olup yargılama sırasında adı geçen banka şube müdürlüğünden alınan 7.2.2011 günlü yazı cevabında ” … bankanın rehin hakkının sigorta tazminatına da şamil olduğu, davaya konu araç üzerindeki rehin hakkı saklı kalmak üzere davaya muvafakat edildiği , bankanın rehin hakkının saklı bulunduğu …” bildirilmiştir.
Şarta bağlı muvafakat geçerli değildir.
Bu durumda mahkemece dain ve mürtehin sıfatı bulunan … Şube Müdürlüğünün muvafakati açık ve şartsız olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmekte iken bu hususun gözardı edilerek davanın kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği halde bu yöndeki temyiz itirazını reddederek yerel mahkeme kararının onayan sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.