Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/7597 E. 2012/13757 K. 10.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7597
KARAR NO : 2012/13757
KARAR TARİHİ : 10.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını belirtip hasar tutarının sürücünün alkollü olduğu iddiasıyla ödenmediğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 30.850,00 TL’nin 13.05.2011 kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu trafik kazasının münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini belirtip uygulanması istenen faize itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 30.850,00 TL’nin kaza tarihi olan 13.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı …Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2-Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı …, davacıya ait aracın kasko sigortacısı olup, poliçedeki sigorta bedeli kadar araçta meydana gelen gerçek zarardan sorumludur. Poliçede açıkça teminat altına alınmayan araçtaki değer kaybından sorumlu değildir.
Mahkemece, HUMK’nun 275 ve devamı maddelerince, bilirkişi marifetiyle gerçek zarar tesbit edilmeden sigorta bedeline karar verilmesi isabetli değildir.
Bu durumda mahkemece, hasar konusunda uzman bilirkişi kurulundan, davacı aracında oluşan hasarın tamirinin ekonomik olup olmadığı, gerçek zarar miktarının tesbiti, aracın onarımı ekonomik değilse, olay tarihindeki 2. el piyasa rayiç değeri ve sovtaj değerinin belirlenmesi, değer kaybı, açıkça teminat kapsamında bulunması halinde değer kaybı zararının tesbit edilmesi, aracın perti uygun görülürse, sigortalıdan (davacıdan) araç hurdasının kimde kalacağı konularında bilirkişi kurulundan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı vekili dava dilekçesinde, hükmedilecek tazminata en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasını talep etmiş, yapılan yargılama sonunda mahkemece en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki ilişki Türk Ticaret Kanununda düzenlenen kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklandığına ve bu tür sözleşmeler mutlak ticari işlerden olduğuna göre, avans faizine karar verilmesi gerekirken, 3095 sayılı Kanun’da yer almayan en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesi doğru değildir.
4-Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.1. maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Somut olayda davalı … şirketine riziko 06.06.2011 tarihinde ihbar edilmiş, 04.07.2011 günü ekspertiz raporu düzenlenmiştir. Buna göre davalı … şirketinin temerrüt tarihi ihbar tarihinden sonraki 15. günün bitim tarihi olan 21.06.2011 günü olup bu tarihten itibaren davalı … şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken yazılı olduğu biçimde kaza tarihinde itibaren faize hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı …Ş. vekiinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … AŞ.’ye geri verilmesine 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.