YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14223
KARAR NO : 2013/15021
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın müvekkilin işyerinin bulunduğu yerden çalındıktan sonra yakın bir yerde duvara çarpmış vaziyette bulunduğunu belirtip yapılan başvuruya rağmen hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.500,00 TL hasar tutarının muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili kazanın iddia edildiği şekilde gerçekleşmediğini, beyana dayalı talep sonucu ekspertiz uzmanı tarafından olumsuz karşılanan iş bu hasarın teminat harici olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının somut delil ve bulgularla hasarın hırsızlık sonucu meydana geldiğini ispat edemediğinden davalının talep ettiği hasarın kasko sigorta mevzuatı çerçevesinde teminat dışı kaldığı tespit edilmekle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken, sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle
yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Öte yandan, Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu, sanki bu oluşan rizikoyu teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığının ispatı sigortalıya geçer. (HGK. 22.11.2010 gün ve 2010/17-655 – 688 E.K. ) İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; hasara yol açan olayın 23.08.2009 tarihinde meydana geldiği maddi bir gerçektir. Davalının iddiası olayın anlatıldığı gibi olmadığı, olaydan resmi görevlilerin haberdar edilmediği, olayla ilgili herhangi bir tutanak tutulmadığı ve alkol raporunun da olmadığına ilişkindir. Bilirkişi raporunda da kolluk güçleri tarafından tutulan tutanağa göre sigortalı aracın kapılarının kilitli, el freninin çekili, araçta düz kontak yapılmadığı tespit edildiğinden aracın kendiliğinden 100 metre ileriye eğimli ve virajlı yolda seyrederek istinat duvarına çarpmasının mümkün olamayacağı, söz konusu olayın davacının işyerinde çalışan kişiler tarafından yapıldığı ve bu kişilerin sürücü belgelerinin
olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece aracın kilitli, el freninin çekili ve düz kontak yapılmamış olması ile bilirkişi raporunda belirtilen aracın kendiliğinden virajlı yolda seyredip duvara çarpmasının olanaklı olmadığına ilişkin görüş benimsenip, davacının hırsızlık sonucu hasarın meydana geldiğini somut delillerle ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından davacının aracını kaza sırasında kendi işyerinde çalışan ehliyetsiz sürücünün kullandığı, sürücünün alkollü olduğu biçimindeki davalı itirazları ile bilirkişi görüşünün ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davalı … şirketi, aracın sigorta teminatı dışında ve başka yerde hasarlanıp olay yerine getirildiğini ve davacı sigortalının hasara yol açan olayı gerçeğe aykırı bildirmesinin rücu hakkını etkisiz kılma sonucunu ortaya çıkardığını ispat edemediğinden, mahkemece, hasarın teminat kapsamında olduğu kabul edilerek, işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.