Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6619 E. 2013/12069 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6619
KARAR NO : 2013/12069
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2007/15815 sayılı takip dosyasından 14.08.2008 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin müvekkilinin işyerinde yapıldığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinde başka bir takip dosyasından daha önce yapılan haciz sırasında, mahalde borçluya ait pek çok belge bulunduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu, aksinin davacı 3.kişi tarafından ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2010/5631-9214 sayılı ilamıyla davacının sunduğu faturalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak faturaların hacizli mallara uygun olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda haczedilen mallarla faturalardaki malların aynı olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nun 96. vd. Maddelerine dayalı istihkak davası istemine ilişkindir.
İstihkak davası devam ederken İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 31.12.2010 gün, 2010/963-2289 sayılı kararı ile
İİK’nun 33/a maddesi gereğince icranın geri bırakılması kararı verilmiştir.
İİK’nun 71/son maddesinde: “Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır” düzenlemesi; aynı Kanun’un 33/a maddesinin 1. ve 2. fıkralarında ise “İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.” düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre Mahkemece anılan kararın sonucunun bekletici mesele yapılarak, kesinleşip kesinleşmediğinin, sonucuna göre de; davalı alacaklı tarafın, bahsi geçen kararın kesinleşmesinden itibaren 7 gün içinde alacak davası açıp açmadığının, icra takibine konu borcun ortadan kalkıp kalkmadığının ve davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan işin esasına yönelik karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.