YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/8063
KARAR NO : 2019/12440
KARAR TARİHİ : 09.10.2019
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na aykırılık suçundan sanık …’un, anılan Kanun’un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddeleri gereğince 1.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2018 tarihli ve 2017/666 esas, 2018/682 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 15/11/2018 gün ve 94660652-105-20-11530-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2018 gün ve KYB 2018-93438 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, müştekinin bilgisi ve rızası olmaksızın Denizli ilinde faaliyet gösteren sanığın yetkilisi olduğu Başaran iletişim isimli firma tarafından müşteki adına … nolu hattın düzenlendiği, temin edilen cep telefonu hattı abonelik sözleşmesindeki imzaların müştekiye ait olmadığına dair uzmanlık raporu alındığı, sanığa atılı eylem nedeniyle ön ödeme emri çıkarıldığı, ancak sanığın ön ödeme emrine riayet etmeğinden bahisle hakkında açılan kamu davasına ilişkin yargılama sonucunda, sözleşmedeki imzaların müştekinin eli ürünü olmaması ve işlemin sanığın işyerinde yapılmasından dolayı eylemden faydalanacak olanın da sanığın kendisi olması gerekçeleriyle mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; sanığın kanun yararına bozma dilekçesinde özetle, ilgili abonelik sözleşmesinin …’ya ait… İletişim isimli alt bayii tarafından düzenlendiğini, kendi firmasınca sadece alt bayii tarafından gönderilen abonelik sözleşmesine ilişkin aktivasyon işlemi yapıldığını ve sözleşmenin kendisi tarafından düzenlenmediğini ifade etmesi karşısında, söz konusu hatta ilişkin abonelik sözleşmesindeki imza ve yazıların kime ait olduğunun tespitine yönelik olarak; sanık ve dosya kapsamında bahsi geçen ilgili işyerinde çalıştığı bildirilen kişilerin imza ve yazı örnekleri temin edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, gerekçeli kararda atılı suçu adı geçen sanığın işlemiş olduğuna dair hiçbir delil ve gerekçeye yer verilmeden, yalnızca sanığa ön ödeme teklif edilip ödeme yapılmaması ve anılan sözleşmenin sanığın yetkilisi olduğu işyerinde düzenlendiğinden bahisle yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Kanun yararına bozmaya konu dava dosyası incelendiğinde; üzerine CMK’nun 195. maddesinde yazılı ihtarat yazılmak suretiyle sanığa içinde iddianamenin yer aldığı duruşma günü davetiyesinin bila tebliğ iade geldiği ve duruşma günü usulünce tebliğ edilmediğinden sanığın savunma hakkının kısıtlanması suretiyle mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, bu hususun kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.