Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/4226 E. 2010/1851 K. 24.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4226
KARAR NO : 2010/1851
KARAR TARİHİ : 24.02.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :24.11.2008
No :492-681

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin işyerini işyeri paket sigorta poliçesi ile sigortaladığını, 17.10.2000 tarihinde işyerini su basması nedeniyle mağazada bulunan eşyaların lağım ve yağmur sularıyla hasara uğradığını, davalıya süresinde yapılan ihbar üzerine hasar tespiti yapıldığını, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %40’ından az olmamak üzere için inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin aynı olay nedeniyle … Sigorta ve … Sigorta şirketlerinden de tazminat talep ettiğini, işe yaramaz eşyalar hasarlandırılmak suretiyle haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, üçüncü kez aynı şekilde aynı eşyaların hasarlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılama sırasında davalının iflası üzerine davaya iflas idaresi temsilcisinin katılımıyla kayıt-kabul davası olarak devam edildiği, davacının değişik sigorta şirketlerine ihbar ettiği su baskını sayısının fazla olduğu, sigortaların farklı şirketlere yaptırıldığı, bunların dışında yangın da meydana geldiği, bu kadar çok olayın olağan olmadığı, hasar tarihinde yağış meydana gelmediği, belediye tarafından su baskını nedeniyle bir işlem yapılmadığı, davacı şirket sahibinin sigorta şirketini dolandırmaktan yargılandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şirket yöneticisinin sigorta şirketini dolandırmak suçundan mahkumiyetine ilişkin kararın bozulduğu ve bozmadan sonra dosyanın akıbetinin belli olmadığı belirtilmişse de temyiz dilekçesinin ekinde sunulan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.5.2008 tarihli kararında sanığa atılı suçun sabit olmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan davacıya ait işyerlerinde olağan sayılamayacak sıklıkta risklerin gerçekleştiği şeklinde genel ve varsayıma dayalı gerekçeya dayanılması yerine somut olay bakımından taraflara düşen ispat yükü belirlenerek bir değerlendirme yapılması gerekir. Nitekim, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyetteki sigorta prodüktörü-uzman sigortacı bilirkişi ispat yükünün davalıda olması ve somut belgeler karşısında teknik açıdan davalının davacıya tazminat ödemesi gerektiği şeklinde karşı oy yazısı yazmış, 29.9.2004 tarihli heyet raporunda da denetime elverişli ve ayrıntılı gerekçe ile aynı sonuca ulaşılmıştır. O halde mahkemece, dosya içeriğine göre hasarlanan malların davacıya ait olmadığı veya riskin gerçekleşmediği şeklindeki iddiaların davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği ve davacı şirket yöneticisinin beraat ettiği dikkate alınıp, söz konusu beraat kararının gerekçesindeki maddi vakıalara ilişkin tespitler de gözetilip tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 24.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.