Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7112 E. 2010/4933 K. 22.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7112
KARAR NO : 2010/4933
KARAR TARİHİ : 22.04.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, kağıt, ambalaj imalat ve satım işi yapan müvekkili şirketten davalının zaman zaman mal aldığını ve 60 gün vade opsiyonu ile çalıştığını, davalının mal bedellerini zamanında ödemediği için 25.06.2008 tanzim tarihli KDV dahil 1.873.36.-YTL.lik vade farkı faturası düzenlenip, davalıya gönderildiğini ancak davalının faturayı iade ettiğini iddia ederek 1.873.36.-YTL.nin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, davacıya borcu bulunmadığını, 24.10.2007 ile 12.03.2008 tarihleri arasındaki ticari ilişkide, alınan mallara ilişkin kesilen faturalara karşılık kambiyo senedi verilerek ödeme yapıldığını, 60 ve/veya başkaca bir vade opsiyonu uygulanmadığını, davacının ödemeleri ihtirazi kayıtsız kabul ettiğini, taraflar arasında vade farkına ilişkin yazılı bir anlaşma olmadığı gibi teamül haline gelen bir uygulama da olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının alacağının 1.873.36.-YTL.olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.873.36.-YTL.nin 16.07.2008 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan alınıp, davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vade farkı alacağına ilişkindir.
27.06.2003 tarih, 2001/1 Esas 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca vade farkı istenebilmesi için, bu konuda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunması veya yanlar arasında vade farkı ödeneceğine dair mevcut bir uygulamanın (ticari teamülün) olması gerekir. Somut olayda bu şartlar bulunmadığından vade farkı talep edilemez. Mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.