YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7980
KARAR NO : 2010/4281
KARAR TARİHİ : 12.04.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
7
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ile davalılardan şirket vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalı …’nın ciro yoluyla elde ettiği 24.08.2004 tanzim, 25.07.2005 vade tarihli 20.000 USD bedelli bonoya dayanarak davacılar aleyhine icra takibi başlattığını, takibe konu bononun satın alınan 10 nolu villanın bedelinin ödenmesi için düzenlenecek bono örneği için örnek olarak hazırlandığını bu bono üzerinde davacıların rızası dışında değişikler yapıldığını, villa borcunun tümüyle ödenmesine rağmen anılan bononun kötüniyetle ciro edilerek icraya konulduğunu,davacıların davalılara hiçbir borcu olmadığını bildirerek Bakırköy 5.İcra Müdürlüğünün 2006/6891 E.sayılı takip dosyasından dolayı davacıların davalılara borçlu olmadıklarının tespiti ile davalıların %40’tan az olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, iyiniyetli hamil olduklarını,senet üzerindeki vade tarihinin senedi devralmalarından önce davacılar lehine olarak değiştirildiğini, bunun tahrifat sayılmayacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini, lehlerine %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davaya konu bononun davacılara verilen borcun karşılığı alındığını, bonoda yazılı olduğu üzere tediye tarihinde USD olarak ödeneceğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, senet ellerinde olmadığından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, vade değişikliğinin yasal anlamda tahrifat olarak kabul edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, dava konusu senedin ödeme tarihinin borçlu lehine değiştirildiğinden geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, senet metninde 20.000 USD’nin nakden alındığı yazılı ise de, davalı şirket vekilinin Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada sunduğu 03.07.2006 tarihli cevap dilekçesinde, bononun dayanağının davacı … ile davalı şirket arasında yapılan villa satışı olduğunun açıkça belirtildiği , davalı şirket defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde villa satışı konusundaki değerin 345.000 TL olup, buna ilişkin ödemelerin şirkete yapıldığının tespit edildiği, villa satışı dışında davacılar ile davalı şirket arasında başka bir hukuki ilişkinin varlığının ispat edilemediği, dolayısıyla villa bedelini de ödeyen davacıların, davalı şirkete takibe konu senetten dolayı borçlu olmadıkları gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kabulüne, diğer davalı …’ın senedi kötüniyetle ele geçirdiği ispatlanamadığından Aydın yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu bonoda ihdas nedeni olarak “nakden” kaydı bulunmasına rağmen davacı, bononun davalı şirketten alınan taşınmazın bedelinin ödenmesi için verilecek bonoya örnek olarak düzenlendiğini iddia etmiş, davalı şirket vekili ise bononun davacılara verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunmuş ise de, Beykoz 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/221 E. Sayılı dosyasına verdiği cevap dilekçesinde senedin taraflar arasındaki taşınmaz satışı nedeniyle düzenlendiğini ve hala borcun ödenmediğini belirtmiştir.
Somut olayda çift taraflı talil söz konusudur. Başka bir anlatımla her iki taraf da senedin taşınmaz satışı nedeniyle düzenlendiğini kabul etmektedirler. Bu durumda ispat külfeti yer değiştirmez. Daha açık bir anlatımla ispat külfeti davacı taraftadır. Mahkemece bu yön gözetilmeden ispat külfetinin davalıya yüklenmesi isabetsiz olduğu gibi senetteki vade tarihinde tahrifat yapıldığı iddiası üzerinde durulup bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınarak bu yönün bundan sonra karar yerinde incelenip tartışılarak bir karar verilmesinin gerektiğinin düşünülmemesi de doğru değildir.Öte yandan delil olarak gösterilen Beykoz 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/221 Esas sayılı dava dosyası getirtilip bu davaya etkisi üzerinde durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.04 .2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.