Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/13914 E. 2011/8466 K. 23.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13914
KARAR NO : 2011/8466
KARAR TARİHİ : 23.06.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı banka arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesinin teminatı olarak dava konusu 350.000.-TL.bedelli bononun, vade tarihi boş olarak davalı bankaya verildiğini, müvekkilinin ekonomik kriz nedeni ile borcunu düzenli olarak ödeyememesi üzerine, davalı bankaca hesabın kat edilip, müvekkiline ihtarname keşide edildiğini ve takiplere geçildiğini, ancak icra dosyalarında bononun kullanılmadığını ve halen davalının elinde olduğunu, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik dava konusu bono nedeni ile 250.000.-TL.borclu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka ile davacı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, ancak davacı borçlunun kredi borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edilip iki ayrı icra takibine geçildiğini, dava konusu bononun kredi borcunu teminen bir başka ifade ile ifası uğruna verildiğini, müvekkilinin davacıdan 87.451.31.-TL.alacağı olduğunu ve dava konusu bononun tahsilde tekerrür olmamak üzere Eskişehir 5.İcra Müdürlüğü’nün 2010/538 sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davacının müvekkiline borçlu olduğunu kabul ettiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı bankaca, davacı şirkete kredi tahsis edildiği, dava konusu bononun sözleşmenin 8.1.maddesi uyarınca düzenlenen teminat senedi olduğu, davacının davalı bankaya sözleşme gereği 87.451.31.-TL.borçlandığı ve borcunu ödediği hususunda uyuşmazlık olmadığı, davalı bankanın hesap kat tarihi itibari ile alacağını 50.546.-TL.olarak hesapladığı, ancak davacıdan gönderdiği protesto ile bono bedelinin tamamını isteyerek sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Davanın devamı sırasında davacı borçlunun icra dosyasındaki borcu ödeyip, dosyanın infazen işlemden kaldırıldığı anlaşılmasına rağmen, davacının bu ödemeyi ihtirazi kayıtla yapıp yapmadığı tespit edilememiştir. Mahkemece bu husus üzerinde durulup, gerekli araştırmalar yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 5766 Sayılı Kanunun 11.maddesinin (ç) bendi ile değişik 123.maddesindeki harç istisnası yurdışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olarak uygulanmakta olup, somut olayda davalı bankanın harçtan muaf olmaması nedeni ile davanın kabul edilen miktarı üzerinden davalı bankaya nispi harç yükletilmek gerekirken, aksi düşüncelerle davalı bankanın harçtan muaf olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesinde de isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.