YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14051
KARAR NO : 2011/7828
KARAR TARİHİ : 13.06.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili ile dava dışı … Plastik Ltd.Şti.arasında imzalanan iki adet Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu bildirerek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketin eski ortağı olup, borcun müvekkilinin ortaklığının sona ermesinden sonraki döneme ait olduğundan müvekkilinin borçtan sorumlu tutulamayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalının dava konusu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olması nedeniyle kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, alacağın da likit olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile itirazın 86.314,77 TL yönünden iptaline, asıl alacak tutarı olan 84.474,13 TL’ye takipten itibaren %52,50 oranında temerrüt faizi ve faizin BSMV’sinin uygulanmasına, 33.789,65 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın temelini oluşturan icra takibinde iki ayrı Genel Kredi Sözleşmesine dayanılmıştır. Bu sözleşmelerden 100.000 TL limitli olanında davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmaktadır. 300.000 TL limitli diğer sözleşmede ise, davalının herhangi bir sıfatla isim ve imzası mevcut değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen davacı alacağının hangi sözleşme uyarınca açılan krediden kaynaklandığı konusunda açıklık bulunmamaktadır. Söz konusu alacağın davalının kefil sıfatıyla imzalamış olduğu sözleşmeden kaynaklanması halinde, davalının kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere sorumluluğu bulunacağı kuşkusuzdur. Ancak, alacağın davalının imzalamadığı sözleşme uyarınca açılan krediden kaynaklandığının saptanması halinde davalının kefalet sorumluluğundan söz edilemez.
Bu durumda mahkemece hangi sözleşme uyarınca kredi kullandırıldığı hususunda araştırma ve inceleme yapılıp,bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.