YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1862
KARAR NO : 2010/4139
KARAR TARİHİ : 08.04.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat-ipoteğin fekki- menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı, davalılar vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek.Av. … ve Av…. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, taraf şirketler arasında alivre sözleşmeleri akdedildiğini, davalı şirketin ödemesini taksitlerle yaptığını, müvekkilinin dava dışı kişilerden aldığı senetleri ve açık olarak düzenlenen senedi teminat olarak verdiğini, sonrasında taahhüt edilen malın davalıya teslim edildiğini, ancak teminat senetlerinin iade edilmeyip haksız olarak alivre bedeline faiz tahakkuk ettirildiğinin söylenmesi üzerine icra takibine muhatap olmamak için talep olunan tutarın ödenip, senetlerin iade alındığını, sonrasında davacı şirketin davalılardan …’den ödünç para talep ettiğini, alınacak para karşılığında açık olarak çek ve senet verildiği gibi ipotek tesis edildiğini, fakat taahhüt ettiği parayı vermediğini, çekle icra takibine başlandığını, … hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu bildirerek, karşı yana sebepsiz yere ödenen 56.367.250.000.-TL.nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile tahsil edilip davacı şirkete ödenmesine, ipoteğin bedelsizliğinin tespiti ve fekkine, senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirket ile davacılar arasında alivre sözleşmesi akdedilmeden önce paralar verildiğini, bu paraya faiz işletildiğini, sonrasında taraflar arasında alivre sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeden önce ve sonra verilen paralara vade farkı uygulanacağı hususunda mutabakata varıldığını, keşide edilen vade farkı faturasına itiraz edilmediğini, davacının eksik mal teslim ettiğini, davacıya verilen paradan teslim ettiği mal bedeli düşümünden sonra kalan vade farkı tutarı için takibe geçildiğini, davacının hiçbir ödemede bulunmadığını, ilişkinin davalı şirket ile olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre davacıların sübut bulmayan istirdat ve ipoteğin kaldırılması istemlerinin reddine, davacıların düzenlediği 10.12.1999 tarihli açık bononun bedelsizlik nedeniyle iptaline, icra takibine konu çekin kısmen iptaline, icra takibinin davalının davacıdan alacaklı olduğu 65.904.00.-TL.üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacılardan Bintaş Tarımsal Ürünler Ltd.Şti.nin adının karar başlığına yazılmamasının HUMK.nun 459. maddesine göre mahkemece giderilebilecek bir eksiklik olması nedeniyle taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında alacaklılık ve borçluluk ilişkisini doğuran iki ayrı sözleşme bulunduğu, bunlardan birinin ödünç (karz) sözleşmesi, diğerinin ise alivre sözleşmesi olduğu dosya içeriği ile sabittir.
Davalının alivre sözleşmelerinden (Ordu Ticaret Borsasının 30.7.1998 tarihli alım-satım beyannamesi içeriğinde miktarı ve fiyatı yazılı fındığın Eylül 1998 ayı içinde teslim edileceği 13.8.1998 tarihli alım-satım beyannamesi içeriğinde miktarı ve fiyatı yazılı fındığın 28 Ağustos 1998 ayına kadar teslim edileceği taraflarca belirlenmiştir) kaynaklanan alacağının alım-satım beyannamelerine göre eksik teslim edilen fındık miktarına isabet eden bedelin hesaplanması ve malın teslim tarihleri gözetilerek eksik teslim edilen mal tutarına 3095 Sayılı Kanun’a göre belirlenecek oranlar üzerinden faiz uygulanıp, dava tarihi itibariyle borçluluk durumunun saptanması ve yapılan ödemelerin de dikkate alınmasının gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir. Öte yandan ödünç (karz) sözleşmesinden kaynaklanan davalı alacağının ödemeler de gözetilerek saptanması ve bulunacak miktara da taraflar arasında düzenlenmiş olan çekin ibraz tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun gereği faiz yürütülmesi gerektiği gözardı edilerek düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak tarafların dava tarihi itibariyle alacak ve borçluluk durumları saptanarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 8.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.