Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11038 E. 2013/6919 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11038
KARAR NO : 2013/6919
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı alacak (Finansal kiralamadan kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı karşı davacı … ve vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, finansal kiralama taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle karşı tarafa gönderilen ihtarnameye rağmen 60 gün içinde borcun ödenmediğini, bu nedenle sözleşmenin feshedilmiş olduğunu belirterek finansal kiralama konusu malların iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflarca imzalanan finansal kiralama sözleşmesi ve eki ödeme planında kararlaştırılan kira bedellerinin düzenli şekilde ödendiğini ve borcun itfa edildiğini, ancak davacının kendi ihmal ve kusurundan kaynaklanan nedenlerle sözleşmenin imzalanmasından yaklaşık bir buçuk ay sonra tek taraflı olarak finansal kiralama bedellerinde artışa gittiğini, müvekkilinin bu artış talebini reddettiğini belirterek davanın reddini savunmuş, ayrıca müvekkilinden talep edilen ve ödemesi yapılan 8553 TL operasyon masrafının dayanaklarının sunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu belirterek karşı dava açmak suretiyle alacağın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, finansal kiralama sözleşmesinin 4. maddesine göre kiralayan şirketin malın ithal edildiği tarih itibariyle fiili ithalatın gerçekleştiği tarihte kiralama bedellerinin hesaplanmasına esas alınan maliyet tutarının (KEM) değişmesi halinde tek taraflı olarak bu farkı kira bedeline yansıtabileceğinin kararlaştırıldığı, yapılan bilirkişi incelemesine göre davacının davalıdan halen 6.435 TL alacaklı olduğu, bu kira alacağının ihtarname sonrasında ödenmediği, davalının masraflar bakımından fazla bir ödemesinin de bulunmadığı gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı – karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Somut olayda asıl davadaki uyuşmazlık, davacı … şirketinin davalıya göndermiş olduğu ikinci ödeme planının sözleşme hükümlerine göre haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi kurulunun 2’nci ek raporunun 3’üncü sayfasında; 1.ödeme planı ile 2’nci ödeme planı arasındaki fiyat farkının 1’inci ödeme planı düzenlenirken davacının (TCMB’nin) reel kuru (1.8705 TL/Euro) yerine daha düşük (1.6233 TL/Euro) kur üzerinden kira bedelini hesaplarken, 2. ödeme planının reel kur (TCMB) üzerinden hesaplanmasından kaynaklandığı, her iki ödeme planının reel kur üzerinden hesaplanması hâlinde böyle bir fiyat farkının oluşmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda sözleşmenin yapıldığı tarih ile fiili ithalatın gerçekleştiği tarih arasındaki döviz kurunda anlamlı bir değişiklik bulunmadığı bilirkişi raporunda ifade edildiğinden, finansal kiralama sözleşmesinin 4’üncü maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı gibi, yine sözleşmenin 13’üncü maddesinin de finansal kiralama şirketine kuru hiçbir obfjektif kritere dayanmadan keyfi olarak belirleme yetkisi verdiği de kabul edilemez.
Davacı 1.ödeme planını hazırlarken ve imzalarken reel (TCMB) kuru bilebilecek durumda olduğundan, döviz kurunu keyfi veya hatalı olarak belirlemesinin sonuçlarından davalının sorumlu tutulması olanaklı değildir. Ne var ki söz konusu bilirkişi raporundaki bu tespite aykırı olarak raporun sonuç bölümünde davacı tarafın defterlerindeki kayıtlar esas alınmak suretiyle davacının kira bedeli alacağının bulunduğu sonucuna varılarak raporun içeriği ile sonucu arasında çelişki meydana gelmiştir. Bu yön gözetilmeden raporun sadece sonuç bölümünün dikkate alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2-Karşı dava bakımından ise davalı-karşı davacının ödemiş olduğu operasyonel ücretin ne şekilde harcandığının dayanak belgeleri ile denetime elverişli şekilde belirlenmesi gerekli olup, rapor bu yönüyle de yeterli incelemeyi içermemektedir. Bu nedenle eksik araştırma sonucu karşı davanın reddine karar verilmesi de isabetsizdir.
3-HMK’nun 280-281’inci maddeleri uyarınca bilirkişi raporlarının tebliği üzerine 2 hafta içinde itirazda bulunulabileceği belirtilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporu henüz davalı-karşı davacı vekiline tebliğ edilmeden hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 990 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.